E ?span style='mso-spacerun:yes'>??span style='mso-spacerun:yes'>?L

 

ANTİK BİR KENT

(Açık Hava Müzesi)

 

Hazırlayanlar:

Av. Neymetullah GÜNDÜZ

G.Seyyit CENGİZ

 

 

 

              ??/span>

 

                            ?/span>      ?        

                          ?I-COĞRAF? KONUM

 

                        ?Eğil Diyarbakır iline bağl?bir ilçedir. Diyarbakır il merkezinin 52 KM. kuzeyinde Dicle Nehrine hakim bir tepede kurulu bir yerleşim yeridir.İlçenin eski merkezi? Ayn?ad?taşıyan Tarihi kalenin etrafından iken sonraki yıllarda kaleden batıya doğru kaymış,kaleye göre nispetten daha düz bir araziye yayılmıştır.

                   ?/span>İlçe merkezi 4 mahalleden meydana gelmiştir. Gündoğuran(Çapan) Mahallesi, Yenişehir(Cirittepe)Mahallesi, Kale(Dız) mahallesi, Dere Mahallesi. İlçenin Tekke(Çarıkören) adl?mahallesi ile Hacıyan, Bostankasr adl?mezralar?1995 yılından beri su tutmaya başlayan Dicle Baraj?gölünün sular?altında kalmıştır. İlçenin 24 köy?ve 20 mezras?vardır.2007 yıl?adrese dayal?nüfus sayım?ve kayıt veri tabanına göre ilçe merkezinin nüfusu 6.122 kişi,köy ve mezralarının toplam nüfusu 17.486 kişi olmak üzere? ilçenin toplam nüfusu 23.608 kişidir.İlçenin toplam yüzölçüm?450 KM2.dir.İlçenin toplam yüzölçümünün takriben? % 65’i dağlık ve engebeli araziden meydana gelmiştir.% 35 ise düz arazi?ve ovadır.İlçenin dağlık alanının hakim bitki örtüs?baltalık meşedir.

                    ?İlçenin kuzeyinde Mervan (Güneydoğu Toroslar Akda?civarlar? Dağlarından doğan Dicle Nehri; Maden-Koşkar,Gızık,Sora çaylarının Dicle ilçesinin batısında ,Lice İlçesinin arkasından doğan Bırkleyn,Akdağ’dan doğan Merva(M?/span>rvan)ve Berik Çaylarının Dicle ilçesinin Doğusunda birleşerek önce iki ırmak haline gelmekte,sonra bu iki ırmak Eğil ilçe merkezinin 2 KM. güneyinde Amini Kalesinin bulunduğu noktada birleşerek nehir halini almaktadır.Bir bakıma Eğil’in Dicle Nehrinin doğduğu bölgenin yakın güneyinde yer aldığ?söylenebilir.Nehrin Dicle ilçesinin Batısında birleşen kolu Eğil ilçe merkezinin kuzey ve Kuzey-doğusunda dar bir kanyon içinde akmaktadır.İlçe merkezinin 2 Km.güneyinde Dicle Barajının yapım?nedeniyle şu anda bu dar kanyon baraj göl?haline gelmiştir.

                   İlçenin Kuzeyinde Dicle İlçesi, Doğusunda Hani İlçesi, Batısında Ergani İlçesi Güneyinde Diyarbakır il merkezi bulunmaktadır. İlçenin başlıca geçim kaynağı hayvancılık ve Bağcılıktır.    ?         ?/span>

                   ?/span>?/span>

        

                          ?II-“EĞİL”ADININ ANLAMI

 

             ?“Eğil?tarihi boyunca bölgede yaşayan kavimlerce çeşitli adlarla anılmıştır. Hitit kaynaklarında Eğil’in eski ad? “Angl?olarak geçmektedir. Ve bu ad bölgede yaşayan “GELİLER”ad?ile ilişkilendirilmektedir. Angl kalesi ve kenti M.?14.yüzyılda bu kayıtlarda “Ingalawa”ad?ile geçmektedir. Grek ve Roma kayıtlarında da “Angl?“İngelene? ad?ile bilinmektedir. Mısır yazıtlarında da Eğil bu adla anılmaktadır. Bu kaynaklarda Eğil’in Angel-tun adl?bir devletin merkezi olduğu belirtilmektedir.

             ?M.?6.yüzyıla ait bir Süryani Kaynakta Angl kalesi ve kenti?Asuryal? Sanherib(Sennacherib)’in kenti olarak anılır. Ve bu kentte bulunan Asur Krallarından birine ait yazıtın (Tevrat ta da ad?geçen ve bilinen) Sennacherib’e atf edildiğini yazar.

             ?Baz?kaynaklarda Angl adının Ermenistan’ın Pagan dönemi tanrılarından biri ve Sümer-Akad tanrıs? Nergal’ın?Ermenice karşılığ?olduğu da iddia edilmektedir.

             ?Başka kaynaklarda Eğil ad? İnglen,İngelene;Eğil Bölgesinin merkezi ise Angel,Angl,İggel,Aggilene,G?/span>l,Agel olarak geçmektedir.

                ?Kürt Tarihçi Şerefhan “Şerefname?adl?eserinde:?. Eğil eğik bir kemer üzerine kurulmu?sağlam bir kaledir ve o kadar yüksektir ki ona bakan herkese korku ve vehim hakim olur.Halkın ağzında ve dilinde dolaşan söylentiye göre?Allah’ın evliyalarından biri oradan geçerken o kemere işaret edip Türkçe olarak Eğil demi?bunun üzerinde kemer Allah’ın izniyle Eğilmi?ve eğik durumu almıştır.Bu nedenle de ilçe Eğil adın?almıştır?/i>?b style='mso-bidi-font-weight:normal'>der.

                Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Eğil’in adının “Gêl?olduğunu yazmaktadır.

              ?/span>

              ?/span>

              ?Bu kaynaklar?çoğaltmak mümkündür. Ancak genel olarak Eğil’in tarih boyunca;

 

 

1-Aşispalis(Asurca)

2-Waleraseko(Ermenice)( [1])

3-Encil,Engilene,Angl(Süryanice)

4-Eagle(Rumca)

5-Gêl(Kürtçe)

6-Eğil(Türkçe)

Adlar?ile anıldığ?tarihi belgelerle sabittir.

              Eğil’in kurulduğu ilk yerleşim alan?bir kalenin etraf?ve vadinin yamacıdır.Kürtçede bu tür coğrafi yer şekillerine “Geli?denmektedir.Bu özelliği nedeniyle de Kürtçedeki “G?/span>l?adının bu kelimeden gelmi?olabileceği de iddia edilebilir.Yada “G?/span>l?adının Kürtçedeki?“Gel=Halk?sözcüğünden de türemi?olduğu söylenebilir.Her halde?bu konudaki yorumlar?okuyucuya bırakmak daha iyi olur?

 

 

                              III-TARİHTEK?EĞİL

 

              Eğil tarihi ile ilgili Arşiv ve belgeler çok dağınık ve yetersizdir. Çoğu dönemler için de hiçbir vesikaya rastlanılmamaktadır. Bunun için biz bu çalışmay?yaparken klasik alınt?ve referans tekniklerine dayandık.

               ?/span>

                          ?1-Tarih öncesi Çağlarda “Eğil?u1:p>

 

              ?Diyarbakır ve çevresinde, Dolaysıyla Eğil ve çevresinde Orta Paleolitik Çağ’da (M.?20.000-15.000) açık hava yerleşmelerinin olduğu 1946 yılında bu bölgede yapılan kazılardan anlaşılmaktadır. Daha sonraki baz?dönemlerde insanların daha çok mağaralarda kaldıklar?ve birçok aletler kullandıklar?tespit edilmiştir. Ayrıca bu çağlarda toplayıcılık ve avcılığın yegane geçim kaynağı olduğu da bilinmektedir. Eğil ve çevresinde sayılar?binlerle ifade edilebilinecek çoğunlukta doğal ve yapay mağara vardır.Bir çoğu Orta ta?çağı’ndan kalma bu mağaraların bir kısm?barınak olarak,bir kısm?da anıt mezar olarak kullanılmıştır.Ancak bu konuda yeterince araştırmalar yapılmadığ?için konu hakkında kesin ifadeler kullanmaktan kaçınmak gerekir.??/span>

 

                          ?2-Asur-Urartu Döneminde “Eğil?u1:p>

 

            Kendisi de aslen Eğilli olan merhum Av.Şevket Beysanoğlu iki ciltlik “Diyarbakır Tarihi?adl?eserinde: Eğil’i de içine alacak şekilde Diyarbakır’ın?kuzey bölgesinin Sophene([2])ad? ile anıldığın?ve bunun dağl?bir kavim olan Subarru’ar?zamanında başl?başına coğrafi-etnik ve kültürel bir anlam ifade ettiğini yazmaktadır.Yrd.Do?Dr.M.Cengiz Yıldız “Bir inan?merkezi olarak Eğil?adl?doktora tezinde yazıl?kaynaklara dayanarak;bu bölgenin Urartular tarafından Şupa veya Şupani olarak adlandırıldığın?merkezinin Eğil olduğunu sınırlarının Tunceli’nin güneyinden başlayarak Diyarbakır’a kadar?olan bölgeyi kapsadığın? aktarmaktadır.Bölgenin daha önceki adının İşşuva olduğunu söylemektedir.

          ?Eğil’in M.?3500-1260 yıllar? arasında Subaru’ların, Hurriler’in, Mitanniler’in egemenliğinde kaldığ?tahmin edilmektedir. M.?1260-606 yıllar?arasında Asurlular’ın ve Urartular’ın egemenliğinde kaldığ?tarihi vesikalarla sabittir.Sovet tarihçi P.C. Toumannof’a?göre M.?6 Yüzyıla ait Süryanice bir kaynakta “Angl-Eğil”kalesi ve kenti Asurlu Senahrip (Sin-ahhe-eriba,Sanherib M.?704-681)’in kenti olarak bilindiğini aktarır.Ve kentte bulunan Asur Krallarından birine ait yazıttın(Tevratta ad?iyi bilinen ve M.?689 yılında Babil’i yakıp yıkan Senharip)Senharip’e atf edildiğini söylemektedir.Toumanoff’a göre Angl prensliğinin Asuri olarak tanınmasında Asur Ülkesi sınırlarına yakınlığ?ve bölgede bir Asur yazıtının bulunmu?olmasından kaynaklanmaktadır.”Angl?bölgesi ile Senharip Bölgesinin orjin olarak bir ve ayn?yer olmas?gerekir.

                          ?Eğil kalesindeki Kral stelinden?ve çivi yazıl?kitabeden de Eğil’in bir dönem Asur’luların egemenliğinde kaldığ?span style='mso-spacerun:yes'>?anlaşılmaktadır. Nitekim kale duvarına kazıl? stel ve kitabenin Asur krallarına ait olduğu tarihçiler tarafından tartışmasız bir şekilde kabul edilmektedir.

                          ?Asurluların “Med”ler tarafından ortadan kaldırılmasından sonra Eğil bölgesi Medlerin sonralar?Perslerin egemenliğine geçmiştir. Ancak bu konuda elimizde yeterli yazıl?kaynak ve kalınt?bulunmamaktadır.

 

         3-Romalılar-Partlar döneminde “Eğil?u1:p>

 

      ?             Eğil’in hangi tarihlerde Romalıların eline geçtiğine dair elimizde yeterince kaynak bulunmamaktadır. Eğil ve çevresinde henüz arkeolojik kazıların yapılmamış olmas?nedeniyle bu konuda yeterince gün yüzüne çıkmış buluntu bulunmamaktadır. Ancak Eğil’in Hacıyan mezrasındaki Latin(Roma) yazıl?kitabesi olan bir kilisenin olmas? Roma egemenliğini simgeleyen tipik Aslan ve Doğan başl?stunların bir zamanlar Eğil ilçe merkezinde “Kalakıj”adl?mevkide kale kalıntılar?ile beraber bulunmas? İlçe merkezinin kuzeyinde yer alan sarp ve dik kayanın “Lewe-Keyseri-Kayser Kayası”olarak anılmas?bölgenin bir zamanlar Roma egemenliğinde kaldığın?göstermektedir.

 

                        ?Bölgenin M.?I.yüzyıldan M.S.4.yüzyıla kadar Önceleri Romalılar ile İranl?Partlar arasında sonralar?Bizanslar ile İranl?Sasan’lar arasında egemenlik savaşına sahne olduğunu ve sürekli?olarak el değiştirdiğini tarih kitaplar?yazmaktadır.Bu sebeple Eğil’in bir süre İranl? Partların egemenliğinde kaldığ?anlaşılmaktadır.??/span>

 

                          ?4-Büyük Ermeni Krallığ?döneminde “Eğil?u1:p>

 

                          ??/span>M.S.I.yüzyılda Eğil bölgesini de içine alacak şekilde Bu günk?Doğu Anadolu ve Kısmen Güneydoğu Anadolu bölgesinde?büyük Ermeni krallığının kurulduğunu Ermeni,Roma-Bizans,Süryani Tarihleri kayıt etmektedir.Büyük Ermeni?krallığının sonraki yıllarda zayıflayarak zaman,zaman Romalıların zaman,zaman da Perslerin-Sasanların egemenliğine girdiğini?yine ayn?kaynaklar belirtmektedir.Eğilli tarihçi Yuşea “Amid ve Edessa’nın Felaket Çağı”adl?eserinde:Roma imparatoru Joviyanus döneminde bölgenin Ermeni Kral?II.Arşak(M.S:350-369)’ın egemenliğine girdiğini,II.Arşak’ın Sasanların egemenliğini ret etmesi ve bunun Romalılar tarafından desteklenmesi üzerine Sasan hükümdar?II.Şapur(I.Kawad)’un ordusu ile Harput ve Eğil Bölgelerini tahrip ederek 40.000 aileyi esir aldığın?Eğil kalesini ele geçirerek buruda bulunan Ermeni ve eski Sup Krallarına ait mezarlar?açtırarak hazinelerini ele geçirdiğini,mezarlar?tahrip ettiğini yazmaktadır.Ermenilerin direnişinin fazlaca sürmediğini ve M.S.391 yılında bölgenin İranl?Sasanların kesin egemenliğini kabul ettiğini yazmaktadır.  ??/span>

                       ??/span>

                          ?5-Bizanslar-Sasanlar döneminde Eğil.

 

                          ?Süryani Tarihçileri(Papaz-vakaniüsleri) bölgenin ve dolaysıyla Eğil’in 395 yılında Romalıların-Bizanslıların egemenliğine girdiğini ve bu egemenliğin 639 yılına kadar(Müslüman Arapların bölgede görünmelerine kadar ) sürdüğün?yazmaktadır.

 

                          ?6-Abbasiler Döneminde “Eğil?u1:p>

 

                          ?Eğil Halife Hz.Ömer döneminde Müslüman Araplar tarafından feth edilmiştir. Halife Ömer bölgeyi feth etmek üzere İyaz bin Ganm’ı görevlendirmiştir. İyaz emrindeki kuvvetlerle be?aylık zorlu bir kuşatmadan sonra Diyarbakır’ı almıştır. Arap Tarihçi Vakidi’ye göre Diyarbakır’ın Müslüman Arapların eline geçmesinden sonra?Eğil, İyaz bin Ganm’ın görevlendirdiği Numan bin.Ma’rife tarafından M.S.639 yılında feth edilmiştir.İslam ordular?bölgeyi feth ettiğinde bölgenin tamam?Hıristiyan Bizans,Ermeni,Asuri-Süryaniler?ile Zerdüşt(Ateşprest) İranlılarla meskundu.

                       ?Tarihler Bölgenin 639 dan 908 yılına kadar Müslüman Arapların(Abbasilerin) egemenliğinde kaldığın?ve 803 yılında Abbasilere karşı bölge halkının çıkardığ?bir ayaklanmanın kanl?bir şekilde bastırılmasından sonra 908 yılında Eğil kalesinin tekrardan Bizansların egemenliğine girdiğini yazmaktadır. ?/span>

                          7- Mirdasi(Mırdısi) Beyliği Döneminde “Eğil?u1:p>

 

                          ?Tarih-i Meyyafarkin adl?eserin yazar?İbnül Erzak’a göre Kürt Orjinli aşiretlerin bölgede görünmesi; Diyarbakır’ın kuzey ve Kuzeydoğusundaki dağlar?takip ederek Hazzo([3]),Tercil([4])Ayıntak(Entak)bölgesinden daha batıya bu günk?Adıyaman ilinin Kuzeyindeki dağlara, Gerger’e kadar yayılmas?M.S.9.yüzyıl başlarına rastlamaktadır. Bundan hareketle Eğil bölgesinin M.S.9.yüzyıldan itibaren Kürt Orjinli Aşiretlerce Yurt edinildiği söylenebilir. Kürt Mirdasi(baz?kaynaklarda Mirdisi olarak ta anılmaktadır) aşiretinin bugünk?Irak’taki? Xanakin-Süleymaniye civarından gelip Hakkari’ye oradan da Eğil civarına gelip yerleşmesi bu tarihlere rastlamaktadır.

                          ??/span>Kürt tarihi Şerefname’ye göre Eğil Mirdasi Beyliğinin kurucusu Pir Mansur adl?şahıstır.Bu şahıs M.S.950 yılında Hakkari’den Eğil bölgesine gelmi?ve Eğil’e bağl?“Deran(Bugünk?Dicle ilçesi Kocalan köy?köyüne yerleşmiştir.Bölgeyi aşireti ile birlikte yurt edinmiştir.Pir Mansur’un M.S.1021 yılında vefatından sonra yerine oğlu Pir Musa geçmiştir.Pir Musa’nın ölümünden sonra da yerine oğlu Pir Bedir Geçmiştir.Pir Bedir Kardeşi Mirdas bey ile birlikte M.S.1030 yılında Eğil kalesine?saldırarak kaleyi Hıristiyan Ermeni-Süryanilerden feth ederek Eğil’e taşınmış ve Eğil Mirdasi Beyliğini kurmuştur.   HaH

                          ?Pir Bedir’in hükümdarlığ?döneminde bölge, Büyük Selçukluların akınına uğramıştır.Selçuklu komutan?Artuk beyin Eğil’i kuşatmas?üzerine Pir Bedir yenilgiye uğramış ve kaçarak?o tarihlerde Silvan(Meyyafarkin)da egemen olan ve bu bölgeyi yöneten Mervani Kürt beylerine sığınmıştır.Artuk’un Silvan’a saldırmas?üzerine de şehri savunan Mervan beyi ile birlikte Selçuklulara karşı çarpışarak M.S.1089 yılında   ölmüştür.Bir rivayete göre:Silvan’ın Selçukluların eline geçmesinden sonra Pir Bedir’in karıs?Silvan’daki Selçuklu Yöneticilerin sarayına alınmıştır.Pir Bedir’in soyundan erkek kalmamıştır.Geriye Pir Bedir’in hamile karıs?kalmıştır.Selçuklular kendi adlarına Eğil’i yönetmek üzere bey soyundan erkek?kimseyi bulamadıklar?için mecburen?Pir Bedir’in hamile olan karısının doğurmasın?beklemişlerdir.Pir Bedir’in hamile karıs?doğurunca ve doğan çocuk ta erkek olunca Selçuklu bir Türk olan Silvan beyine hizmetçileri Türkçe“….Bulduk bulduk..?.Kimi buldunuz ?””..Eğil’i yönetecek emiri?bulduk..”şeklinde müjde vermişlerdir.Bunun üzerine Pir Bedir’in doğan bu çocuğuna Selçuklu yöneticileri tarafından “Bulduk?ad?verilmiştir.Ve Bulduk Eğil’e Eğil’i Selçuklular adına yönetmek üzere Emir(bey) olarak tayin edilmiştir.Buna atfen de Emir Bulduk’tan sonra doğan Eğil beylerine “Buldukani?beyleri denmiştir.Emir Bulduk’un ölümünden sonra yerine oğlu?İbrahim bey geçmi?onunda ölümünden sonra yerine oğlu Muhammed bey Mirdasi aşiretinin reisi ve Eğil’in hükümdar?olmuştur.Muhammed beyin ölümünden sonra da yerine çocuklar?geçmiştir.Ve Çocuklar?Eğil beyliğini kendi aralarında paylaşmışlardır.Emir Muhammed’in oğlu Emir İsa Eğil merkezde kalarak Eğil’i yönetmiştir.Emir Muhammed’in oğlu Emir Timurta?Bağın Kalesi ile Palu çevresini,Emir Muhammed oğlu Emir? Hüseyin’de Berden?Kalesi,Çermik-Çüngüş yöresini yönetmeye başlamıştır.

                          ?Bu dönemde Nisan oğullarından İzzüddevle Ebu Nasr’ın kısa dönem yönetimi hari? (M.S.1157-1169?tarihleri aras?Eğil,Eğil beyleri soyundan gelen emirler? tarafından adeta bağımsız bir devlet imi?gibi yönetilmiştir.Bu durum 1400’l?yıllarda bölgede Akkoyunlu Türkmen aşiretlerinin görülmesine?kadar sürmüştür.??

 

                          ?8-Akkoyunlular Döneminde “Eğil?u1:p>

 

                          ?Bölgeye Akkoyunlu Türkmen aşiretlerinin gelip yerleşmesi ile birlikte?Akkoyunlularla Eğil beylerinin ilişkileri başlamıştır.Akkoyunluların büyük hükümdar?Uzun Hasan’ın Diyarbakır’ı ele geçirip Akkoyunlu devletini kurmasından sonra? Eğil beyliği ile ilişkilerini geliştirmiştir.Uzun Hasan Eğil Beyleri ile?çatışmay?göze alamadığ?için 1441 yılında Eğil beyi Devletşah beyin kız?ile evlenmiştir.Böylece akrabalık yolu ile Eğil beyliği-Akkoyunlu ittifak?kurulmuştur.Eğil Beyliği ile Akkoyunlular arasında zaman,zaman çatışmalar meydana gelmi?ise Akkoyunlular hiçbir zaman Eğil’e girememişlerdir.Ve Eğil Hükümdarlar?ile doğrudan çatışmay?göze alamamışlardır.Genellikle dostane yaşamay?tercih etmişlerdir.Hatta Eğil beylerinden?Devlet Şah beyin torunu Kasım Bey adl?Eğil beyi Akkoyunlu Uzun Hasan’ın çocuklarının Eğitimini üstlenip çocukların?yetiştirmiştir.Bilge ve iyiliksever olan bu Eğil beyine bu nedenle“Lala Kasım”bey denilmiştir.

                           

 

 

 

                             9-Osmanlılar Döneminde “Eğil?u1:p>

 

                          ?Akkoyunlu devletinin İranl?Safaviler devleti tarafından ortadan kaldırılmasından sonra Eğil İranl?Safaviler’in baskısına maruz kalmıştır.İranl?Safavi Hükümdar?Şah İsmail Diyarbakır ve?civarın?feth etmek üzere komutan?Muhammed Ustaçlu’yu büyük bir ordu ile bölgeye göndermiştir.Muhammed Ustaçlu?Diyarbakır’ı kuşatarak 1508 yılında almıştır.Muhammed ayn?yıl büyük bir ordu ile Eğil üzerine yürümüş ve Eğil’i zapt etmiştir.Eğil’i?yönetmek üzere de Şii Mansur Bey adl?bir şahs?span style='mso-spacerun:yes'>? bey tayin etmiştir.Bunun üzerine Eğil beyi Lala Kasım bey Osmanlılara sığınmıştır.

                          ??/span>Lala Kasım bey İdris-i Bitlisi’nin bölgede Osmanlılarla kurduğu ilişki sonucu İdris-i Bitlisi’nin telkini?ve aracılığıyla Osmanl?Sultan?Yavuz Sultan Selim ile birlikte Safaviler’e karşı savaşmak üzere Çaldıran savaşına katılmıştır.1514 yılında Safaviler’in Osmanlılara karşı yenilmesinden sonra da Yavuz Sultan Selim’in yardımıyla Eğil’i tekrardan Şii Mansur Bey’den geri almıştır. Böylece Eğil 7 yıl aradan sonra tekrardan Lala Kasım beyin ve soyunun yönetimine geçmiştir.

                          ??/span>İdris-i Bitlisi vasıtasıyla Osmanl?Sultan? Yavuz?Sultan Selim ile Kürt beyleri arasında yapılan egemenlik paylaşım?anlaşmas?sonucu Eğil beyliği; yönetimi babadan oğla geçen bir beylik haline getirilmiştir.Bu anlaşmaya göre?Osmanl?merkezi yönetimi Eğil beylerinin Eğil’i yönetme işlerine karışmayacaktır.Eğil beyinin ölüm?ile beyliğin yönetimi beyin erkek çocuklarına geçecektir.Osmanl?Padişahlar?beyin yerine geçen yeni çocuğunun egemenliğini tanımanın işareti olarak yeni beye bir kürk ve Ferman gönderecektir.Osmanl?Toprak-askeri Örgütlenme sistemi olan “Tımar “sistemi Eğil beyliğinin topraklarına teşkil ettirilmeyecektir.Eğil beyliğinden Asker alınmayacaktır.Buna karşılık Osmanl?sultanlarının Doğuya(İran ve Irak’a) yaptığ?fetih seferlerinde Eğil beyi aşiret askerleri ile birlikte savaşmak üzere Osmanl?padişahlarının yanında yer alacaktır.

                          ??/span>Eğil Beyliğinin bu yar?bağımsız statüs? M.S.19.yüzyıl başlarına kadar böyle sürmüştür. Osmanl?Devletinin batıda Balkanlarda toprak kayıp etmesi ve artık yeniçeri askeri devşirme imkan? bulamamas? Tımar sisteminin bozulmas?nedeniyle M.S.1800 l?yılların başından itibaren tüm Anadolu’da olduğu gibi Eğil Beyliğinin topraklarında da asker almaya başlamıştır. Bunun sonucu olarak ta Eğil beylerine Osmanl?ordusuna asker vermeme ve Osmanl?Askeri sistemine dahil olmama ayrıcalığ?Statüs? sona ermiştir.

                          ??/span>Keza ayn?sebep ve Saiklerle Osmanl?devleti tarafından 1864 yılında çıkarılan “Vilayet Nizammanesi?kanunu ile Eğil beylerine tanınan idari-yönetim alanındaki ayrıcalıklar kaldırılmıştır. Tüm bölgede olduğu gibi Eğil beyliğinin egemenlik alan?da Sancak,Bucak,köy gibi idari taksimatlara ayrılmıştır.M.S.18.yüzyıl başlarında Eğil beyliğinin topraklarında Erganimadeni’nde (Bu günk?Elazığ ili Maden ilçesi) bakırın bulunup işletilmesi ve bunun sonucu olarak bu yerleşim biriminin önem kazanmas? nedeniyle 1883 yılında Erganimadeni Diyarbakır iline bağl?Sancak haline getirilmi?ve Eğil bucak haline getirilerek bu sancağa bağlanmıştır.Bu durum Cumhuriyet tarihine kadar böyle devam etmiştir.    ?                           ?/span>

                     Eğil, daha sonralar? Diyarbakır’ın merkez nahiyelerinden biri olmuştur. 4 Ocak 1936 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan, 3197 sayıl?kanunla Diyarbakır iline bağl?bir ilçe haline getirilmiştir. Ancak, 1939 yılında ilçe teşkilat?Eğil’den şimdiki Diyarbakır’ın Dicle ilçesine nakl edilmiştir. O zamana kadar Eğil’e bağl?bir köy olan Dicle ilçe yapılmıştır.İlçe olan Eğil’de bucak yapılmıştır.Ve Dicle’ye bağlanmıştır.Dicle’nin ad?Eğil ilçesi olmuştur.Eğil’in ad?da Dicle Bucağı olmuştur. 11 yıl süren bu uygulamadan sonra, 18 Aralık 1951 günl?Resmi Gazete’de yayınlanan 5851 sayıl?kanunla, Diyarbakır iline bağl?Eğil ilçesinin ad?“Dicle?ve bu ilçeye bağl?Dicle bucağının ad?da “Eğil?olarak değiştirilmek suretiyle bu karışık durum düzeltilmiştir. 1957’de Eğil bucağı, Dicle’den ayrılarak Diyarbakır merkez ilçesine bağlanmıştır. 4 Temmuz 1987 tarih ve 3392 sayıl?kanun ile de Eğil, Diyarbakır’a bağl?bir?ilçe olmuştur.

 

                              IV-İNAN?MERKEZ?OLARAK “EĞİL?u1:p>

 

?                       Tarihsel geçmişinin yanında dini inançlar bakımından da Eğil’in?kendine has özellikleri ve önemi?vardır.Her üç din (Musevilik-Hıristiyanlık-Müslümanlık)bakımından da?Eğil kutsal bir yer sayılır.Ve bu her üç din tarafından kutsal?sayılan   şahsiyetler Eğil’de yaşayıp ölmüşlerdir.Bu üç dini inancın yanında bölgede Mitra dininin,Zerdüştlük dininin etki ve kalıntıların?bulmak mümkündür.Örneğin:1982 yılında Eğil ilçe merkezinde devlet Lojmanlarının yapım?için temel açma faaliyeti esnasında?Cirit tepelerinde Zerdüştilere ait mezarlar ve kalıntılar bulunmuştur.Açılan mezarlarda bulunan kemik kalıntılarından cesetlerin?kuzeyden güneye gömüldüğ?ve yüzlerinin güneşin doğduğu yöne,doğuya dönük olduğu ilçe halk?ve din adamlar? tarafından tespit edilmiştir.Bunu tespit eden din adamlar?mezarların Zerdüştilere ait olduğunu söylemişlerdir.Bu gün bile ayn?tür mezarlar?Nebi Harun tepesi olarak bilinen tepe ve mezarlıklar?civarında bulmak mümkündür.

        

                   1-Hıristıyanlık öncesi?“Eğil?u1:p>

 

                   ?/span>Eğil’de Hırıstiyanlık öncesi inançlarla ilgili elimizde kesin yazıl?kaynaklar yoktur. Bölgenin bilinen ilk sakinleri Subartular,Geliler,Urartular,Asurlular’ın dini inançlar?ile ilgili olarak Tarih kitaplarına geçen bilgilerin haricinde bir bilgimiz yoktur.Bunlarla ilgili kalıntılar?tespit etmi?değiliz. Ancak Eğil’e İsrail oğullarının geldiği ve İsrail oğullar?peygamberi sayılan Elyesa,Zülküfl ve Nebi Harun(Harun-i Asefi)’un mezarlarının bulunduğu kabul edilmektedir.Bu üç zatta Musevi,Hıristiyan,Müslüman dinlerince kutsal zatlar ve peygamber olarak kabul edilmektedir.

                   Bu üç zatın Eğil’de yaşamas?mezarlarının Eğil’de olmas?insana ilk anda?pek inandırıc?gelmemektedir. Zira İsrail oğullarının bugünk?İsrail ve Filistin topraklarının dışında yaşamadıklar? bilinen tarihsel bir gerçektir. Yahudi inancına göre İsrail oğullarına vaat edilmi?toprakların(Arz-?Mevt’in) kuzey? sınır?da Mardin ilinin kuzeyindeki da?silsilesini geçmemektedir. Eğil’in Mardin’den uzaklığ?da 150-160 Km.yi geçmektedir. Bu nedenle insanın aklına ilk anda bu üç muhterem zatın Eğil’de ne işi var ? Gibi bir soru gelebilir. Ancak Eğil’in geçmişte Asurluların önemli bir merkezi olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu sorunun cevabi kolaylıkla bulunabilir.

                  ?M.?922 yılında Asurluların Kudüs’e saldırıp bölgedeki 10 Yahudi Krallığın?Kabilesini) dağıttığın?Asur ve Yahudi yazıl?kaynaklar?Eski Ahit) kabul etmektedir. Bir ihtimal bu zatlar Asurlular tarafından bu tarihlerde sürgün amacıyla Kudüs’ten alınıp Eğil’e getirilmişlerdir. İkinci bir ihtimal de bu zatların Kudüs’ten hicret edip gelip bu topraklara yerleştiğidir. Bu ikinci ihtimale göre de bu olaylar da M.?597-586 yıllar?arasında meydana gelmiştir.Yazıl?tarihi?kayıtlara? göre Kuzey-Mezopotamya ve Civar toprakların egemenliği konusunda Asurlularla Babilliler arasında sürekli bir rekabet olmuştur.Eski Ahit(Tevrat)teki anlatımlara göre Babil kral?I.Nebukadnezar M.?587 yılında Kudüs’e saldırarak Kudüs’ü ve Yahudilerce Kutsal kabul edilen Kudüs’teki?Süleyman Tapınağın?[5]) yakıp yıkmış ve Kudüs’ü yerle bir etmi? Kudüs halkın?Yahudi halk? alıp Babil’e sürgüne götürmüştür.Bu zatların bu olaylar esnasında Kudüs’ten hicret edip gelip Eğil’de Asurlulara sığınmış olmas?mümkündür.Zira bu tarihlerde Babillelir ile Asurlular arasında bir rekabet ve düşmanlığın bulunduğunu tarihler yazmaktadır.Bu zatların Eğil’e gelmelerinde bu ikinci ihtimal daha kuvvetlidir.En Azından Harun-i Asefi bakımından bu ikinci ihtimal daha kuvvetlidir.Zira bu zatın mezar?üzerindeki kitabede zatın Hz.Süleyman’ın katibi olduğu yazılmaktadır.Süleyman’ın tapınağı?I.Nebukadnezar tarafından yıktırıldığına göre bu zatın hicret edip Eğil’de Asurlulara sığınmas?daha mantıkidir.??/span>

                   ?/span>

ELYESA?PEYGAMBER

 

Elyesa?Peygamber’in Su Altında Kalmış Eski Kabrinin kubbesi.

 

Elyesa (a.s) ve?Zülküfl (a.s.) Peygamberlerin?Nebi Harun Tepesindeki Yeni Kabirlerinin Dıştan Görünüş?u1:p>

Elyesa A.S. Kabrinin İçerden Görünüş?u1:p>

 

Kur’an-? Kerim’de ad?geçen, İsrail oğullarına gönderilmi?peygamberlerden biridir.

 

Kur’an-? Kerim’de En’am Suresi 86.ayeti;?/span>İsmail, Elyesa?Yunus ve Lut’u da hidayete erdirdik..Hepsini alemlere üstük kıldık..”Sad Suresi 48.ayet ise ?İsmail’i Elyesa’y?,Zülkifl’i de an.Hepsi de en hayırl?kimselerdendir?/span> demektedir.

 

?/span>Baz?kaynaklar Elyasa’nın Yuşa b.Nun olduğunu belirtmektedir.Baz?kaynaklarda (ve? doğru olan kanatta göre de? )Elyesa b.Uhtub b.Acuz’dur.Elyesa b.Uhtub.Acuz’un; İlyas Peygamber’in halifesi olduğu?ve daha sonra kendisine peygamberlik verildiği ifade edilmektedir.Elyesa?Peygamber’in İlyas Peygamber devrinde yaşadığ?bilinmektedir.Tutulmu?olduğu hastalıktan ,İlyas Peygamber’in yaptığ?dua ile kurtulduğuna ilişkin bilgiler mevcuttur.İlyas Peygamber’in tebli?ettiği dinin esaslarına iman ettiği ve daha sonra peygamberlik vazifesi ile görevlendirildiği nakledilmektedir.Elyesa?Peygamber,Hz.Musa’nın getirmi? olduğu dinin esasların?Yahudiliği-Museviliği) yaymaya çalışmıştır.

 

Elyesa? Peygamber’in doğumunun, İsa Peygamber’den? sekiz asır önce olduğu güçl?bir ihtimaldir.Hz.Elyesa?a.s.) İlyas(a.s.) Peygamber’le belli bir süre birlikte yaşamıştır.Elyesa?a.s.) Peygamber,İsrail oğulları’na çok nasihat etmesine rağmen onlardan çok az?kendisini dinlemi?ve iman etmiştir.Büyük bir kısm?iman etmeyen İsrail oğulları’nın başına,gerekli dersleri almamalarından dolay?Allah’ın Asurlular?musallat ettiği söylenmektedir.

 

Elyesa kelimesinin asl?ve söylenişi hakkında,çok farkl?görüşlerin varlığ?dikkat çekmektedir.Elyesa,çok yaygın olarak kullanılan bir söyleyi?olmas? yanında,baz?kaynaklarda,Yesa veya Leysa olarak da geçtiği görülmektedir.

 

İslami kaynaklarda, Elyesa?b.Uhtub b.Acuz olarak? geçmektedir.Elyesa?Peygamber’den, Ahd-i Atik’te Elişa olarak söz edilmektedir.Bu kelime,İbranice’de;?/span>Tanr?benim kurtuluşumdur?/span> anlamına gelmektedir.Eski Ahide göre Elyesa?a.s.) Peygamber,M.?8.yüzyılda İsrail Krallığı’nda yaşayan Şafat’ın oğludur

 

Ahd-i Atik’te, Elyesa?a.s) peygamber ile ilgili şu bilgiler yer almaktadır;?/span>Tanrı’nın emri üzerine, Peygamber?İlya(İlyas) tarafından kendisine halef olarak seçilmiştir. Peygamber İlya(İlyas) O’nu,on iki çift öküzle çift sürerken bulmu?cübbesini üzerine atarak peygamber olarak seçildiğini belirtmiştir.Bu sembolik hareketin ne olduğunu bilen Elişa(Elyesa? da çiftini bırakmış,öküzlerden bir çiftini keserek veda yemeği vermi?ve İlya’nın(İlyas’ın) yanından hi?ayrılmayarak ona hizmet etmiştir.Nihayet Rab.İlya’y?kasırga ile göklere çıkaracağı zaman,İlya,O’ndan artık kendisini takip etmemesini istemişse de,Elişa(Elyasa? bunu reddetmiştir.Beraberce Beyt El’e ve Eriha’ya oradan Erdem Irmağı’na varmışlar,burada İlya cübbesini ırmağa vurarak suların?ikiye ayırmış ve karşı tarafa geçmişlerdir.İlya,Rab tararından göklere çıkarılmadan?önce Elişa’ya(Elyesa’ya) bir isteği olup olmadığın?sormu?Elişa(Elyesa? da “Senin ruhundan iki payım olsun?demi?.İlya ise,”Eğer yanından alındığımda beni görürsen ,isteğin yerine getirilecektir.?demi?bu esnada ateşten araba ve ateşten atlar gelerek İlya’y?göklere çıkarmışlardır.İlya’nın göklere?çıkarılışın?gören Elişa(Elyesa) daha sonra onun cübbesiyle sular?ikiye ayırıp nehri geçmi?ve Eriha’ya dönmüştür.?u1:p>

 

Elişa(Elyesa), birçok mucize gösteren bir peygamber olarak bilinir. Kullanılmayan suyu kullanılır hale getirdiği, İsrail ve Yahuda krallarının, Edom kralına karşı çıktıklar?savaşta,Edom çölünde su bulmas?ve insanlar?kurtarmas? ölüleri diriltmesi,zehirli yemeği zehirsiz yapmas?cüzaml?hastalar?iyileştirmesi, İsrail kralına,Suriyelilerin niyet ve manevraların?haber vermesi,kıtlık dönemini son buldurmas?Suriye kralına öleceğini bildirmesi,İsrail kral?Ahab ve maiyetinin yok olacağın?bildirmesi,Suriyelilere karşı kazanılan üç zaferi de önceden bildirmesi mucizelerinden bazılarıdır.Peygamber Elişa(Elyesa),İsrail kral?Yao?zamanında?hastalanmış ve vefat etmiştir.

Elyasa?a.s.)Peygamberin türbesi, Eğil İlçesi Tekke(Çarıkören) mahallesindedir. Çok eski bir caminin bitişiğinde bulunan, iki kemer üzerine oturtulmu?bir türbedir.Türbenin,daha çok Cuma akşamlar?ziyaret?edildiği bilinmektedir.Eğil’in bu mahallesinin Dicle Baraj sular?altıda kalmasıyla türbe Nebi Harun tepesinde Vakıflar Bölge Müdürlüğ?tarafından hazırlanan yere nakledilmiştir.

Bahsedilen bu ziyaret yerinin, tanıtım yazısında şu ifadeler yer almaktadır:?/span>Bu türbe Elyesa?a.s.)nındır.İlyas (a.s.) kendisinden sonra İsrail oğullarına halife olarak bırakmıştır.Elyesa?Ehtub’un oğludur.Elyesa?a.s.),İlyas(a.s.)’ın amcas? oğludur.Takriben,M.?9.yüzyılda yaşamıştır?Bu kabrin?Elyesa(a.s.)’a ait olduğu burada yaşayan ilim adamlar?tarafından kabul edilmektedir.

 

ZÜLKİFL PEYGAMBER

Zülkifl (a.s.) peygamberin Kabrinin İçten Görünüş?u1:p>

 

Zülkifl (a.s.) peygamber’e ait olan türbe,ilçe merkezinin ?/span>2 km.dışında Haciyan mevkiindedir.Şu an mevcut bulunan türbedeki tanıtım yazıs?şöyledir:?/span>Bu türbe.Zülkifl (a.s)’indir.Zülkifl (a.s.)Yasa’nın amcas?oğlu?veya Eyup oğlu Beşir’dendir.Nebiliğinde ihtilaf vardır.Bazılar?dediler ki yüz tane nebi İsrail oğullarının öldürme tehditlerinden kaçarak Zülkifl (a.s.)’e sığınmıştır.O da onlar?himaye etmiştir.Bazılar?dediler ki,salih bir adama kefalet etmiştir.?u1:p>

 

Takriben M.?8.yüzyılda yaşamıştır. Buradaki kabrin Zülkifl(a.s) Peygambere ait olduğu bu çevrede yaşayan ilim adamlar?tarafından ifade edilmektedir.

Kaynakların çoğunda ,Zülkifl (a.s)Peygamber’in “makam”ının (belli bir süre kaldığ?yerin) Ergani’de ,kabrinin ise Eğil’de bulunduğu? belirtilmektedir.

Kabrinin Eğil’de olduğu daha önceki tarihlerde bilinmiyordu.Buradaki?kabrin Düşnaf? (a.s.)’a ait olduğu biliniyordu.Ancak Dicle Nehrinin mecra değiştirmesi sonucu sandukas?ortaya çıkmış ve çıkan mezar taşında ?i style='mso-bidi-font-style: normal'>Haza merkedül Zülkifl a.s.(Bu? Zülkifl a.s.’ın mezarıdır??/span>şeklinde yazıtın bulunmas?üzerine bu kabrin Zülkifl a.s.ait olduğu tespit edilmiştir.

 

Dicle Barajı’nın   yapılmasıyla birlikte, baraj göl?havzasında kalan,Elyesa?a.s.) ve Zülkifl (a.s) Peygamberlerin?naaşlarının ,Diyanet İşleri Başkanlığ?ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün işbirliği neticesinde ,yerlerinden çıkarılmasına karar verilmiştir.Nakil için dokuz kişiden oluşan yeminli bir heyet oluşturulmuştur.Heyette,Eğil Kaymakam?Selim Çapar,Müft?Ekrem Abbasioğlu,Müftülük memuru Burhanettin İncedursun,Eski emekli imamlardan Ömer Kalkan,İmam Mahmut Laçin.İmam Abdullah Kızılay ve üç işçi yer almıştır.Nakil işlemi 14-17 Eylül 1995 tarihinde gerçekleşmiştir.Önce Hz.Elyasa’nın (a.s.)kabrinin açılmasına başlanmış ve bu faaliyet iki gün sürmüştür.İkinci gün sonunda naşa ulaşılmıştır.Heyette bulunanlar, ittifak halinde, cesedin ve kefenin hiçbir şekilde çürümediğini, daha dün ölmüş gibi durduğunu ifade etmişlerdir.Daha sonra , Hz.Zülkifl (a.s.)’in naşının nakli için çalışmalara başlanmıştır.Bu peygamberin naşının bulunduğu mezarın açılmasının çok zor olduğu ifade edilmiştir.Mezarın ,dönemin çimentosu olarak bilinen kevs-i hacer(yumurta ak?kum ve kireçten oluşan karışım) adl?bir madde ile kapl?olduğu ve açılmasının çok uzun süre aldığ?ifade edilmiştir.Ayn?şekilde heyettekiler, ittifak halinde ,Zülkifl (a.s.) Peygamber’in naşının ve kefeninin hi? çürümediğini ve cesedin,uykudaki bir insan?andırdığın?ifade etmişlerdir.Bu iki naa?Eğil ilçe merkezinde?Nebi Harun tepesi olarak bilinen tepeye?Vakıflar Bölge Müdürlüğünce daha önce hazırlanan türbeye defin edilmiştir.

 

Peygamberlerin nakil heyetinde bulunanlar, cesetlerin çürümemi?olmasın?İslam Peygamberi Hz.Muhammed (a.s.)’in ?Allah, Peygamberlerin? cesetlerini sürüngen hayvanlara yemeyi haram kıld?/span>?ve ?Cenab-? Hak, toprağa ,peygamberlerin?cesedini çürütmeyi haram etmiştir.?Şeklindeki? Hadisleriyle?açıklamışlardır.

 

 

 

 

 

NEB?HARUN(HARUN-?ASEF?

Nebi Harun(Harun-? Asefi) kabrinin dışından bir görünüş

 

Türbesi?İlçeden ve Eğil Kalesi’nden rahatlıkla izlendiği yüksek bir tepenin üzerindedir.Eğil’e ulaşmadan?sağa ayrılan bir yolla buraya gidilir.Ağaçlarla kapl?olan bu tepe üzerinde ,Nebi Harun’un kabri ve türbesi bulunmaktadır. Bu türbenin tanıtım yazısında şu ifadeler yer almaktadır:?/span>Bu türbe,Berhiya oğlu Harun-i Asefi’nindir.Kendisi Hazreti Süleyman’ın katibidir.Takribi olarak,M.?900’de yaşamıştır.n 850 seneden beri burada yaşayan ilim adamlar?tarafından ,bunun Nebi Harun-i Asefi olduğu bilinmektedir.Kufi yaz?ve muhtelif taşlar üzerindeki Arapça yazılarda görüldüğ?gibi bu türbe Nebi Harun-i Asefi’nin kabridir

Nebi Harun (Harun-i Asefi )’in kabrinin hemen yanında,ayr?bir mezar daha bulunmaktadır.Bu kabrin,Harun İbn-i Pir’i Can’a ait olduğu,kitabesinden anlaşılmaktadır.

 

NEB?ALLAK(HALLAK)

Nebi Allak Türbesinden Bir Görünt?u1:p>

 

 

Allak(hallak) Nebi Türbesi, Eğil’in güneyindeki vadinin içinde, iki meşe ağacının arasındadır. Türbenin etraf?taşlarla çevrilidir. Türbenin Hz.Muhammed’in berberliğini yapmış olan bir kişiye ait olduğu söylenmektedir.

 

 

NEB?ZÜNNUN

 

Nebi Zünnün ziyareti, Eğil’in Gündoğuran(Çapan) Mahallesinde Konak tepesindedir. Mezar?bir girişi ve bir çıkış?olan bir mağaranın içindedir.Ancak şu anda mağara ve çevresi toprak yığınlar?ve molozlarla dolmuştur.Türbesinde yazıl? taşlar silik olduğundan okunmamaktadır.Bu şahsın Eizze-i Kiram’dan(Saygın ve Soylu Kişilerden) olduğu söylenmektedir.

 

2-Hıristiyanlığın yayılmas?yıllarında?“Eğil?span style='mso-bidi-font-weight:bold'>

İslamiyetten önceki dönemde Diyarbakır ve Çevresinde; Eğil’de Asur?Süryani kültürünün yoğun bir etkisinin olduğu bilinmektedir. Eğil geçmişte bu kültürün en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Hıristiyanlık inanc?açısından da Eğil kutsal yerlerdendir. Bunun en büyük sebebi Eğil’in?Hıristiyanlığın bölgede yayılmasının ilk yüzyılında ve daha sonraki yüzyıllarda ilk Hıristiyan azizlerine ev sahipliği yapmasından, Eğil’in bir   Episkosluk merkezi olmasındandır.

Hıristiyanlık inancına göre İsa Mesih’in, 12 öğrencisinin(Havarisi) dışında, 72 kişiden oluşan Hıristiyan dinini müjdeleyen bir müjdeci grubu da vard? Bu kişiler, İncil’i anlatmak ve müjdelemek için görevlendirilmişlerdir.

?/span>Mezopotamya Bölgesi’nin Hıristiyanlıkla tanışmasında; Havari Petrus, Arkadaşı Thomas ve kardeşi Aday (Addai), bunların öğrencileri Agay (Aggai) ve Mara (Mari)’nın büyük etkilerinin olduğu tarihçiler ve din adamlar?tarafından?ifade edilmektedir. Bahsedilen bu gelişmelerin, M.S.38 yılından sonra meydana geldiği kabul edilmektedir. Hatta Süryanilerin, Hıristiyanlığ? bahsedilen bu kişilerden öğrenmi?olduklar? söylenmektedir.

 

Bu Müjdecilerden biri olan?Aday, kabile başkan?olduğu bir grupla birlikte Urfa’ya gelmi? Filistinli bir Yahudi olan Tobias’ın evinde kalmış ve O’nun aracılığıyla, Osrhoene (Urhay, Edessa) kral? V. Abgar’a (Abgar Ukomo) huzuruna çıkmıştır. Hasta olan Abgar Ukomo, vaftiz edilerek iyileştirilmi?ve Aday’ın telkiniyle Hıristiyan olmuştur.

Kral Abgar’ın yanından ayrılan Aday; arkadaşlar?olan Agay ve Mara (Meri) ile birlikte bütün Mezopotamya’y? Amid(Diyarbakır), Arzun, Bezbeday (İdil), Hidyap (Erbil), Begermay, Keşker, Ahvas ve Nusaybin gibi birçok şehir ve kasabalar?span style='mso-spacerun:yes'>?dolaşmış ve birçok yerde İncil’i tanıtarak Hıristiyanlığ?yaymışt?

 

İsa Peygamber’in öğrencilerinden (şakirt)?Aday, miladi 1. yüzyıl ortalarında Eğil’e?gelmi?ve öğretisini(Hıristiyanlık dinini) yaymaya çalışmıştır. Aday’in ölümünden sonra, öğrencisi olan Agey,onun öğretisini devam ettirmiştir.

Diyarbakır’ın 3. episkoposu olan Mar Aday([6])., Urfa kral?Küçük Abgar tarafından öldürülmüş ve cesedi Eğil Süryani Kilisesi’ne gömülmüştür?Buna göre Eğil’in, birçok Hıristiyan ruhaninin mezarına ev sahipliği yapmas?yönüyle de önemli bir merkez olduğu söylenebilir.

 

       Yazıl?tarihi kaynaklara göre? M.S. 313 yılında?imzalanan Milano Ferman?ile, Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olmuştur.Hıristiyanlık dinindeki inan?ve yorum farkların?gidermek için 23 Mayıs-19 Haziran 325 tarihlerinde? İznik’te Hıristiyan din alimlerinden oluşan bir?Konsey toplanmıştır.Buna tarihte?“İznik Konsili?yada “İznik Konseyi”denmiştir.Bu konsile?Amed (Diyarbakır) bölgesinden birçok Hıristiyan ruhani lideri katılmıştır.Katılanlardan?bazılar? Şem’un, Yakup, Atiyakos, Eğilli Adey, I.Marutha, Mara’dır.([7]) ?/span>

 

?/span>Eğil’de yetişen Hıristiyan ilim ve sanat adamlarından; Eğilli Rahip Musa (M.S.5.Yüzyıl), Eğilli (Efesoslo/Efesli) Yuhanna(M.S.507-586) ve Theodoto (?698) Mar Yeşua en çok bilinenler arasında yer almaktadırlar.

 

Eğilli Rahip Musa (6. yüzyıl) da, Eğil’de doğmu?ve bu çevrede yaşamış ünl?Hıristiyan ruhanilerindendir. 550 yılında, hayatta olduğu kayıtlıdır. İskenderiyeli Mar Korlis’in, “Kelafira? adl?Yunanca eserini Süryanice’ye çevirdiği ve Musa Peygamber ve Yusuf Peygamber ile karısının kıssasın?kaleme aldığ?bilinmektedir . Kaynaklarda ad? çokça geçmesine rağmen, kendisi, eserleri ve yaptıklarıyla ilgili detayl? bilgiye pek rastlanmamaktadır.

 

      ? Hıristiyanlığın azizleri arasında yer alan Eğilli Yuhanna (Efesli Yuhanna), zamanının seçkin ruhanilerinden olduğu gibi, musannif, tarihçi ve geni?kültürüyle dikkat çeken bir kişi olarak bilinmektedir. Eğilli Yuhanna olarak, ad?kaynaklarda geçse de, Efesli Yuhanna adıyla meşhur olmuştur. Yaşadığ?dönemde, en çok tanınan metropolit ve Hıristiyanlığın müjdecilerinden birisidir. M.S.507’de Eğil’de doğmuştur. İki yaşındayken çok şiddetli bir hastalık geçirmi?ve yar? öl?bir haldeyken, Eğil’deki Ar’arabtha (Büyük Tarla) Manastır?Rahibi Zahit Maron’un dualar?ve tedavisiyle eski sağlığına kavuşmuştur. Hastalıktan kurtulmu?olmanın verdiği duyguyla, dört yaşında manastıra vakfedilmiştir. Onu iyileştiren Zahit Maron, Yuhanna, 19 yaşına geldiğinde ölmüştür.Yuhanna Daha sonra, Diyarbakır’ın kuzeyinde bulunan ve 4. asrın sonlarına doğru inşa edilen Mar Yuhanna El-Urti adl?manastırın rahiplerine katılmış ve burada kutsal kitaplar?tetkik etmiştir.Bu arada, Yunanca ve Süryanice’yi çok iyi derecede öğrenmiştir. 22 yaşında (529’da), Tillo Metropoliti tarafından, başdiyakos olarak atanmış, ardından da rahip olmuştur. El-Urti Manastırı’nın baskıya alınmas?sonucu, bir süre rahiplerle birlikte buradan ayrılmış ve kısa bir süre sonra (M.S.530) tekrar geri dönmüştür. 532’de Antakya’ya, 534’te Mısır’a, 535’te İstanbul’a gitmiştir. 535’ten sonra, hemşerisi Amidli Afrim’le birlikte yoğun olarak tebli?görevinde bulunmuştur. 540-541’de Mezopotamya’da bulunmu? 542’de tekrar İstanbul’a gitmiştir. İstanbul’a son gidişinde, İmparator Jüstinyen tarafından, Küçük Asya (Anadolu) şehirlerinden Kariya(Antalya civarlar?, Frigya(İzmir Kütahya Civarlar? ve Lidya’daki(Aydın Uşak civarlar? putperestleri, Hıristiyanlığa davet etmek için görevlendirilmiştir. 558’de, Burudanl?(Burdaan) Yakup tarafından, Efes’te, Ortodoks cemaatine episkopos olarak tayin edilmiştir. Efes’i ve Küçük Asya’y?yönettiğinden dolay? kendisine “Efesli Yuhanna?veya “Efesoslu Yuhanna?denilmiştir. 29 yıl ruhani reislik yapmış ve 80 binden fazla putperestin Hıristiyan olmasına önayak olmuştur. Bir rivayete göre, 92 kilise, 10 manastır, bir rivayete göre de 99 kilise 12 manastır inşa ettirmiştir. Yardımcıs?olan Dotenyos’u, episkopos olarak Kariya için tayin etmiştir. 566’da, İskenderiye patriği Theodosios ölünce, Yuhanna, bütün İstanbul Ortodokslarına ve Rum bölgesine, ruhani reis olarak atanmıştır.

571’de, Melkit (Rum) Episkoposlar? Süryani Kadim episkoposların? İstanbuldan,Bizans’ın merkez eyaletlerinden? uzaklaştırmak için II.Jüstinyen’i tahrik etmişler ve bunda muvaffak olmuşlardır. Efes valileri de, Yuhanna’nın geni?nüfuz ve itibarından rahatsız olduklarından, O’nun aleyhinde çalışmışlar ve Ege’de bir adaya sürülmesini sağlamışlardır. 578 yılında Yuhanna ve arkadaşlar? İstanbul’dan tamamen uzaklaştırılmışlardır. Yuhanna, 40 ay 9 gün cezaevinde kalmıştır. Sürgünde iken, 586 ya da 587 yılında vefat etmiştir.([8])

Eğil’de doğup, bu bölgede Hıristiyanlık adına faaliyette bulunan kişilerden birisi de, Aziz Theodoto’dur. Eğil ilçesinin İnthe (Dişi) Köyü’nde, El-Kiryan ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Kısa zamanda Diyarbakır ve çevresinde ün yapmıştır. Kırıklar? düzeltmek, hastalara şifa vermek, kalben me’yus olanlara teselli vermek gibi meziyetleriyle tanınmıştır. Theodoto, Antakya’da, Patrik Theodoros ile birlikte Kınnısrin Manastırı’nda bulunmu?ve 667 yılında patriğin ölmesinden sonra, manastır?terk ederek Kudüs’e geçmiştir. Gerek yolculuğu sırasında ve gerekse de diğer durumlarda keramet gösterdiği ve özellikle hastaların şifa bulmasında etkin rol oynadığ?rivayet edilmektedir. Daha sonra Mısır’a, oradan da Mardin’deki Karkafta Manastırı’na geçmi? burada uzun süre kaldıktan sonra Kınnısrin Manastırı’na geri dönmüştür. Diyarbakır Metropoliti Toma’nın ölmesi üzerine, patrik ve episkoposlar, O’nun, metropolit olmasın?istemişler, ancak, bunu reddetmiştir. Mar Gevergis Manastır?ve Kınnısrin Manastırı’na, daha sonra da Arknin Dağı’na ve Klevdiye’ye (Adıyaman) gitmiştir. Samisat(Samsat) metropolitinin, -hi?olmazsa- keşi?olmas?isteğini de reddetmiştir. Sonra, Meyyafarkin (Silvan) ve Süfniler (Lice) bölgelerinde, Savur ilçesinin Kıllit Köyü’ndeki Mar Abay Manastırı’nda, ardından Mor Gabriel (Deyrülumur) Manastırı’nda kısa bir süre kaldıktan sonra, Mar Abay Manastırı’na yerleşmiştir. Theodoto, Araplar ve Romalılar arasında, barış görevi görmüş ve esirlerin mübadelesinde aktif rol oynamıştır. Bundan dolay? hem Romalıların ve hem de Arap Müslümanların sevgisini kazanmıştır. İsteksiz olmasına rağmen, Patrik Yolyanos tarafından Diyarbakır metropolitliğine atanmıştır. Theodoto’nun ahlak?ve fazileti, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve hem de putperestler arasında çok yayılmış ve bundan dolay?da her kesimin güvendiği bir isim olmuştur. İnsanlara ho?muamele etmesi ve hoşgörül?davranmasının da onun en önemli özelliklerinden olduğu söylenir.

?/span>                            Eğil’de doğup yetişen önemli kişilerden biri de?Mar Yeşua’dır. Kesin doğum ve ölüm tarihleri bilinmemekle birlikte, M.S.V.-VI.yüzyılda yaşadığ?bilinmektedir.Eğil’de?doğmu?Zuknin Manastırında eğitim görmüştür . Edes (Urfa) Kilisesi Başrahibi Sergius’un isteğiyle yazdığ?Vekayiname (olaylar? anlatan yapıt)’de 567’ya değin Amid, Urfa ve yöresindeki olaylar? savaşlar? anlatmaktadır. Bu eser Türkçe’de “Urfa ile Amid ve Bütün Mezepotamya’daki felaket çağına dair tarih?olarak bilinmektedir.

           ?/span>

         ?/span>V-EĞİL’DE VAR OLAN TARİH?ESERLER.

 

                          ??/span>1-Eğil Kalesi.

 

Eğil’in Konak-Selman köyündeki ve Eğil Kalesinin güneyindeki vadideS daha eski çağlardaki yaşam alanların?saymazsak Eğil’deki ilk yerleşim alanının Eğil kalesi olduğu söylenebilir.Ve Kalenin batısındaki Asur krallarından IV.Tiglatpileser’e ya da III.Salmanassar’a ait olduğu tahmin edilen kayaya oyulmu?span style='mso-spacerun:yes'>?Stel ve çivi yazıl?kitabeden benzeri anıt ve mezarlardan?kalenin Asurlular tarafından yapıldığ? anlaşılmaktadır.Ayrıca birçok,Asur,Hitit,Mısır yazıl?kaynaklar?da kalenin Asurlular tarafından yapıldığın?teyit etmektedir.

 

 

 

Kale Dicle Nehri kıyısında, dik, yüksek, kayalık bir da?üzerinde inşa edilmiştir. Doğusunda heybetli, eski, çift duvarl?bir kalenin kalıntılar?vardır. Kale kayalardan oyulmu?177 basamaktan oluşan gizli merdivenle Dicle Nehri’ne bağlanır. Ayrıca şu anda içi molozlarla dolmu?biri güney kesiminden tarihi hamama, diğeri kuzey kesiminden Dicle Nehri’ne inen iki tünel daha mevcuttur.Kale etraf?i?içe geçmi?span style='mso-spacerun:yes'>?iki sur ile çevrilidir.İç sur halen ayaktadır.Dış?Çevreleyen surun bir kısm?kolaylıkla izlenebilmektedir.1948 yılında Kalenin ana gövdesinden kopan bir kaya parças?kalenin kuzey yönündeki-Dicle Nehrine bakan yamaçtaki-suru yıkmış ve Dicle Nehrinin yatağına sürüklemiştir.

 

Kalenin üzerinde kurulduğu dağın bat?span style='mso-spacerun:yes'>? ucunda,asıl kale bölüm?Harem olarak adlandırılan bölüm?/span>- bulunur.Bu kısım tam anlamıyla korumay?sağlamak üzere ,ana dağdan kayalar kesilmek suretiyle ayrılmıştır .Kayanın bir bölüm?göze batacak şekilde caddeye doğru uzanır.Kayanın ön kısmında uzun çivi yazıs?ile birlikte?mihrap üzerinde bir Asur kralının nerdeyse silinmi?steli bulunur.Yaz?tamamıyla okunmamakla birlikte takip edilebilmektedir.

 

 

?/span>Stelde Asur hükümdarlarının hep bilinen bütün kök çizgileri toparlanmıştır. Boyundan asıl?sol el, sapına konulmu?belden dışar?az çıkan ve böylelikle yar?beli çizer gibi dümdüz tutulmu?bir kılıç,uzun başlık,büyük bir sakal,sonra o hep oyal?gibi duran giyim ,Önünde bir kitabe,yüz doğuya dönük,sa?elinde ikizli bir balta bulunmaktadır.Stel ve kitabesinin bu güne kadar okunmamas?sebebiyle Stelin kim ve hangi ?Asur kralına ait olduğu tam olarak tespit edilememiştir.Bu konuda çeşitli görüşler vardır.

Lehman-Haupt’a göre Eğil kalesi “Kaldik”yap?stilinin belirgin özelliklerini taşımaktadır. Suyla bağlantıy?sağlayan tünel ve oyuk,yapıy?güvenlik nedeniyle?ana dağdan ayırmak”buna örnek olarak gösterilmiştir.

 

Kale ya bir?Kalde kral?tarafından,yada bunlara komşu akraba bir halkın hükümdar?tarafından (ki muhtemelen bölgesindeki Supan?Sophene hükümdar?tarafından? yaptırılmıştır.

 

Stel üzerindeki çivi yazıs?Kaledelilere mal edilebilinmekle birlikte , Fakat bir kral steli ile birlikte yazılmış hiçbir Kalde çivi yazısının bulunmamas?Kral stelinin Asur Krallarından birine ait olma ihtimalini göstermektedir.Marquart,dikkati Taylor’daki Stele çekmekte?ve kral stelinin büyük ihtimalle Dicle’nin kaynağındaki(Lice Bırkleyn suyunun çıktığ?yer) III.Salmanassar stelinin aynıs? olduğunu yazmaktadır.

 

Fakat bu stelin?Asur kral?IV.Tiglatpilser’e de ait olduğu düşünülebilir.Çünk?oda fethettiği bölgelerde böyle şeyler yaptırmıştır. Şimdilik daha detayl?incelemeler yapılıncaya kadar stelin Asur kral?III.Salmanassr’a ait olduğu güçl?ihtimal olarak kalacaktır.

 

?/span>2-Amini Kalesi.

 

 

                          ??/span>Bu kale Eğil ilçe merkezine 4-5 Km.uzuklıkta Dicle nehrinin iki kolunun(Bırkleyn ve Akdağ’dan gelen kol ile Maden’den gelen kolun) birleştiği noktada yüksekçe bir kayanın üzerinde inşa edilmi?bir kaledir.Kalenin üç taraf?yüksek ve aşılmas? güç kayadır.Bir tarafından bir tek giri?kapıs?vardır.Kaleden Dicle nehrine inen bir yolu vardır.Baz?Asur-Süryani kaynaklarında Yamani kalesi,Zişat kalesi olarak anılan kalenin bu kale olduğu söylenmektedir.Eğilli tarihçi Yuşea M.S.502 yılında bu kalenin İran Hükümdar?II.Şapur tarafından alınıp ahalisinin kılıçtan geçirildiğini kalenin yıktırıldığın?ve bir daha insanla meskun olmadığın?yazmaktadır.

                           

?/span>3-Selman Kalesi(Cibeb Kalesi)

 

                          ??Kalenin kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığ?kesin olarak belli değildir.Kale Eğil’in Güneyinde Eğil ilçe merkezinden 10 KM.uzaklıkta Dicle Nehrinin kenarında Nehre hakim bir tepede kurulmuştur. Şevket Beysanoğlu Kalenin İranlılar   tarafından yapıldığının muhtemel olduğunu yazmaktadır.Ancak kale,yap?span style='mso-spacerun:yes'>?stili bakımından Eğil kalesi ile benzerlikler göstermektedir.Kalenin bir taraf?ana dağdan kayalar kesilmek suretiyle ayrılmıştır.Kale civarındaki?insan eli ile kazılmış yüzlerce mağara kalenin ve çevresindeki yerleşimlerin daha eski tarih öncesi çağlara dayandığın?göstermektedir.Asur-Süryani Kaynaklarında “Cebabira?kalesi olarak geçen kalenin de bu kale olmas?gerekir.Halk arasında bu kale Cıbeb kalesi olarak adlandırılmaktadır.

 

4-Bayku?Kalesi.

 

                          ?   Eğil kalesinin takriben 1500 Metre güneyinde Dicle nehrinin kenarında yüksekçe bir tepe üzerinde bulunan bir kaledir.Halk Arasında “Kela Kundi?olarak bilinmektedir.Kale üzerindeki yıkık binaların temeli seçilebilmektedir.Kalenin ne zaman ve kim tarafından yapıldığına dair elimizde kaynak bulunmamaktadır.

 

 

5-Kerrebiri?Kalesi.

                          ??Eğil kalesinin kuzeyinde 5 Km.uzaklıkta Dicle Nehrine hakim, yüksekçe bir kayanın üzerinde ağırlığ?tonlarla ölçülebilen harçsız taşlardan yapılmış bir kaledir. Kalenin kimler tarafından ve ne zaman yapıldığına dair elimizde bilgi yoktur. Ancak halk arasında kale ve yakınındaki iki su kuyusunun Acemler(İranlılar) tarafından yapıldığına dair bir inan?vardır.

 

6-Konak Harabeleri.

 

                          ??/span>Eğil’in 10 Km.Güneyinde Konak köyünde bulunan harabelerdir. Bu köy ve civarında kire?taşı oyulmak suretiyle yapılmış ve tarih öncesi çağlara ait ondan fazla mağara ve açık yerleşim alan?vardır. ?/span>

                          ??/span>

7-Köşk-Kuçek harabeleri.

 

                          ??Eğil ilçe merkezinde Kalenin tam batısında Diyar-?/span> Köşk olarak anılan bir tepe ile bu tepenin devamında batıdaki Diyarbakır-Erzurum Kervan yolunun üzerindeki?“Kuçek?olarak anılan su kuyusu ve Han’a kadar devam eden ve takriben 5 bin dönümlük bir alana yayılan eski bir şehre ait harabeler vardır. Bu harabelerin üst?zamanla toprakla dolmuştur. Toprakla dolan bu alanlar Eğililer tarafından üzüm bağı haline getirilmiştir. Çoğu kimse harabelerin farkında bile değildir. Ancak bağların sürüm?esnasında bolca çanak çömlek parçalar?çıkmakta, eski şehir harabelerindeki binaların temelleri çıkmaktadır. Şehrin kim tarafından ve ne zaman kurulduğu? Ne zaman terk edildiği? Bilinmemektedir. Halk arasında şehrin bir depremle yok olduğu inanc? vardır.Diyar-?/span> Köşk olarak bilinen tepede de eski bir şato veya köşk olmas?muhtemel bir binanın izleri vardır.Harabelere ait su kaynağı takriben 50-60 yıl önce kazılmak suretiyle gün yüzüne çıkarılmıştır.Halk arasında “İni Ekoy?“Eko’nun Çeşmesi ?olarak bilinmektedir.

 

8-Mınar Harabeleri.

 

                          ??Eğil ilçe merkezinin takriben 5-6 Km. batısında ayn?adla anılan köyün bulunduğu alanda eski bir yerleşim yerinin kalıntılar?vardır. Bu yerleşim yerinin kimler tarafından ve ne zaman yapıldığ? Ne zaman terk edildiğine dair elimizde yeterince kanıt yoktur.

                           

9-Kral Mezarlar?

                          ??/span>Eğil Kalesinden sonra Eğil’de bulunan en ihtişaml?anıtlardır. Mezarlar Kalenin Dicle Nehrine inen Kuzeydoğu ucundadır. Kayalar oyularak yapılmıştır.Alt?Küp,üst?küp üzerine oturtulmu?bir silindir ve silindirin ucuna yerleştirilmi?bir koni şeklinde yapılmıştır.Mezarların içi bo?odalar şeklindedir.Bu mezarların? Asur ve Ermeni Sup krallarına ait mezarlar olduğu?tarihi kayıtlara geçmiştir.Eğil’i tarihçi Yuşea bu mezarların M.S.502 yılında İran Sasani Hükümdar?II.Şapur tarafından yağmalandığın?yazmaktadır.[9] Mezarların üzerinde kazılmış bir insan figür?vardır. Mezarların tam karşısında Dicle Nehrinin diğer yakasında yine kayalara oyulmu?bir piramit mezar vardır. Bu mezarla ilgili olarak halk arasında Eğil’den Mısıra gelin gitmi?bir Eğil Kralının dul kalmış kız?ve kızın Mısır kralından olma çocuğunun anısına yapıldığ?şeklinde bir inan?vardır.Bu Piramidin yanında yine bir insan figür? ve okunmas?mümkün olmayan çok silik bir kitabe vardır.

                          ??/span>Kral mezarlarının sağından başlayıp Eğil Kalesini Nebi Harun tepesinden ayıran vadi boyunca kuzeye doğru çok sayıda insan eli ile kazılmış mağara vardır. Mağaraların mezar olarak m?? Yoksa mesken olarak m?? Kullanıldığ?konusunda elimizde pek bilgi bulunmamaktadır. Ancak bunlardan en dikkate değer olan?halk arasında “Mağara Şakoy”olarak bilinen mağaraydır.Bu mağara?birka? odas?bulunan ve takriben?100-150 M2.alan?olan bir mağaraydır.Mağaradaki izler mağaranın bir zamanlar?bir ibadethane olarak kullanıldığ?izlenimi vermektedir.Ne yazık ki bu vadi ve vadide bahs edilen bu mağaraların tamamına yakın kısm?Dicle Barajının su tutmas?ile?baraj göl?alanında,su altında kalmıştır.

 

 

10-Ziyaret Ali Kümbeti

 

 

                     Eğil Kalesi’nin karşısında ve Ali Tepesi’nin yamacında, Eğil beylerinden Gazanfer Bey’in mezar?vardır. Bunun az ilerisinde alt?kenarl?dört kapıl?bir türbe vardır. Türbenin, Ali adl?bir şahsa ait olduğu söylenir. Kapıların ikisi, kemerleriyle birlikte sağlamdır. Birisinin de yalnız kemersiz kısm?kalmıştır.Türbe Nebi Harun tepesine açılan karayolu yapım?esnasında ne yazık ki yıkılmıştır.

         ?/span>

 

?/span>11-Nisanoğlu Türbesi.)

     ?/span>

    ? ?/span>

Eğil’in güneyinde Nebi Allak deresi olarak bilinen derenin kenarındadır. Etrafında Eğil dere mahallesinin eskiden beri kullandığ?mezarlık vardır. Türbenin(Künbetin) duvarlar?kısmen ayaktadır. Eski Diyarbakır Valilerinden Basri Konyar, Diyarbakır Yıllığ?adli eserinde türbenin, Nisan oğullarından İzdüddevle Nasr veya Esüdüddin’e ait olma ihtimali olduğunu söylemektedir. İçindeki mezar taşlar?yok olmuştur. Kitabesi okunmayacak durumdadır. Halk arasında türbenin kime ait olduğu bilinmediğinden Basri Konyar türbenin Nisan oğullarından birine ait olduğunu söylemektedir.

 

12-Taciyan Cami(Ulu Cami))

 

 

 

 

Eğil kalesinin Güneydoğusunda kalenin en dıştaki suru üzerinde bir yamaçta inşa edilen bir camidir. Halk arasında “Taciyan Cami? ya da Cami Taciya?olarak bilinmektedir. Gerek üzerinde yer aldığ? arazinin elverişsiz durumu,gerekse yakın zamanlarda taşların sökülerek başka yapılarda kullanılmas?nedeni ile cami? büyük ölçüde harap olmuştur.Bugün kuzey ve güney cephelerinden birer parça duvar ayaktadır.Doğu ve bat?kesimleri tamamen yıkılmıştır.Yağmur?sularının sürüklediği toprak ve yıkılan duvarların molozlar?ile caminin kuzeyindeki toprak seviyesi yükselmi? durumdadır.Kuzey cephesi,yaklaşık 3 m.yüksekliğe kadar kesme taşlarla kaplanmıştır.Duvarların üst kesimi moloz taşlarla örülmüştür.Güney cephesinin tamam?kırma taştandır.Mihrap nişi çıkıntıs?ve pencere süğeleri kesme taştandır.

 

Doğu-bat? yönünden uzanan dikdörtgen yapının kuzeydoğu ve kuzeybat?köşelerinde, duvarların kuzeye doğru devam ettikleri görülmektedir. Kuzeybat?köşesinde halen görülebilen ek yeri,bu duvarların sonradan yapıya?eklendiklerini kanıtlamaktadır.Ana yapının kuzeyinde bir başka kapal?mekan düşünülemeyeceğine göre, bu duvarlar ancak avluyu çevirmek üzere inşa edilmi?ihata duvarlarının kalıntılar?olabilirler.

 

Kuzeye?açılan ta?kap?tamamen harap olmuştur. Temele yakın kesimde halen görülebilen birka?söğe taşı,ta?kapının sade profile sahip olduğunu göstermektedir.Ta?kapının iki yanındaki iki avlu mihrabından batıdaki nispeten sağlamdır.Doğudakinin yerinde ise bugün sadece bir gedik görülmektedir.

 

Harim kısmının örtüs?tamamen çökmüş olmakla birlikte,kalan izlerden ört?düzeni tahmin edilebilmektedir.Mihrabın tam karşısında yer alan ta?kap?mihrap önündeki yarım küre şekilli kubbenin altına açılmaktadır.Kubbe giri?kapısının ve mihrabın iki yanında yer alan,dikdörtgen profilli çıkıntılar arasına inşa edilmi?kemerler üzerine oturmaktadır.Mihrap önündeki mekanın kare profilinden kubbe yuvarlağına geçi?mukarnasl?tromplar aracılığ?ile sağlanmıştır.Trompların kemerleri tuğla ile örülmüştür.Mukarnas tromp dolgular? taştandır.Trompların üzerine bir sıra kesme ta?dizilmi?ve tuğla kubbeye geçilmiştir.

 

Kubbeli mekan, doğu ve batıda,tonozlarla örtül?iki dikdörtgen mekanla?birleşmektedir.Bu tonozların her biri birer takviye edilmiştir.Cami,dörd?alt hizada ve geni?biri de mihrap nişinin üst kısmında ve nispeten dar be?pencereden ışık almaktadır.Alt sırada sağlamca kalmış tek pencere olan mihrabın batısındaki pencere,içten,kırık kemerli bir kavsara ile örtülüdür.Açıklık?dıştan bir atk?taşı ile örtülmüştür.Diğer üç pencerenin de ayn?tertipte olduğu tahmin edilmektedir.

 

Yapıdan bulunan kitabe parçalar?harap ve okunmamaktadır.Benzer yapıların Artukoğullar? tarafından yapıldığından hareketle caminin bir Artukoğlu eseri olduğu söylenmekte ise de caminin Eğil beylerinden Pir Bedir tarafından Miladi 1040 yıllarında inşa edildiği daha kuvvetli ihtimaldir.

 

13-Eyubiye?Cami

 

         ?/span>Eğil Kale Mahallesinde halen ibadete açık bir camiidir.Cami kemerli düz daml?bir yapıdır.Sonradan yapılan onarımlarla birçok değişikliğe uğramıştır.Eğil Mirdasi beylerinden? Eyyup bey tarafından yapılmıştır.Vakıfnamesine göre Döşemeler(Ferşikan)  ?Konak ve Işıkıl?Rahmanan) köylerinin gelirleri bu cami ve yanındaki medreseye vakf edilmiştir.

 

14-Tekke(Medrese)

 

 

 

Eğil’in?Tekke(Çarıkören) mahallesinde,Dicle Nehrinin kenarında bir düzlük üzerinde inşa edilmiştir.

 

Yapının dış duvarlar?düzgün sıralar teşkil eden kırma taşlarla örülmüştür. Köşeler,pencere çerçeveleri,ta?kap?ve çevresi , bej renkli düzgün taşlarla kaplanmıştır.Doğu cephesinde büyük bir gedik açılmış,ta?kapının kuzeyinde kalan duvarın kaplamas?span style='mso-spacerun:yes'>? sökülmüştür.Güneydeki mescidin yıkılan doğu duvar?alelusul onarılarak bu yüzde bir kap?ihdas edilmiştir.Kuzey duvar?boyunca yer alan üç hücrenin pencereleri harap olmu? yerlerinde büyük gedikler açılmıştır.

 

Doğu cephesinde yer alan ta?kap?nispeten sağlam kalabilmiştir. Kırık kemerli az derin bir ni?içinde yer alan giri?aralığ?bir atk?taşı ile örtülüdür.Giri? aralığının üst kısmındaki   kitabe levhas?boştur.

 

Kapıdan dikdörtgen bir hola,ordan ta?bir merdivenle çatıya,?başka bir kap?ile avluya çıkılmakta.Avlu tuğla bir kubbe?ile örtülüdür.Yapının toplam yedi hücresi mevcuttur.Dörd?kubbeli alana açılmaktadır.Medresenin yapım?ile ilgili herhangi bir?kitabesi yoktur.Miladi 16.yüzyılda Eğil Beyleri tarafından yapıldığ?tahmin edilmektedir.

 

Tekke(medrese)?halihazırda Dicle Baraj gölünün sular?span style='mso-spacerun:yes'>?altında kalmıştır, su seviyesi?düştüğ?zamanlarda üst sülieti görülmektedir.

 

15-Kasım Bey Kümbeti.

 

 

 

Şerbetin köyünün yüz metre doğusunda ufak bir tepenin üstünde büyük               ölçüde harap olmu?iki kümbet mevcuttur. Köy halk?ikisine de Kasım Bey kümbeti demektedir.Ad?geçen kümbetlerden birinin,Eğil beylerinden Kasım bin Şah Mehmet Bey’e ait olduğu kesin ise de diğerinin sahibi belli değildir.Basri Konyar’ın Eğil Eski Belediye Başkan?Zülküf Karakoç’tan aktardığına göre   alt?köşeli?kümbet?Kasım Bey’e? Sekizgen olan diğer kümbet de,Kasım Bey’in yeğeni Murat Bey bin İsa Bey’e aittir.

 

Kasım Bey’e ait kümbetin ;Altıgen yapısının dıştaki kesme ta?kaplamalarının bir kısm?özellikle kubbeyi örten ehram?külah üzerindekiler-sökülmüş ve köy okulunun inşaatında kullanılmıştır.Balda kan tarzından inşa edilmi?kümbetin ayaklar?arasındaki kırık kemerler ve i?duvarların kaplamalar?henüz sağlamdır.Altıgen gövdenin yerden 0,75 m yüksekliğe kadar olan kısm?koyu gri renkli bazalt taşlar?ile üst kısm?da bazalt ve bej? renkli kesme taşlarla almaşık duvar düzeninde inşa edilmiştir.Ehram? külah ile gövdenin birleştiği hizada saçaktan arta kalan oyuk silmenin izleri görülmektedir.

 

Bugün kümbetin içinde mezar izine rastlanmamaktadır. Balda kan tipi kümbetlere?XV.yüzyıl ve sonralarında?rastlanmaktadır.Kasım Bey kümbetinin de Miladi?XVI.yüzyıla?tarihlemek mümkündür.??/span>

 

Diğer sekizgen olan kümbet ise, Kasım Bey’in yeğeni Murat Bey bin İsa’ya ait olduğu düşünülmektedir.

 

Bu kümbet Kasım Bey kümbetinin 4,5 metre kuzeyinde o da çok harap bir durumdadır.Dıştaki kesme taşların tamam? i?duvarlarda ise zeminden 2 metre yüksekliğe kadar olanlar sökülmüş?ve diğer kümbetten sökülenlerle birlikte köy okulunun inşaatında kullanılmıştır.

 

Kümbetin oturmalığ?dolayısıyla mumyalığ?yoktur.Temelden itibaren sekizgen?prizma şeklinde yükselen gövde, sekiz yüzl? ehram?bir külahla son bulmaktadır.Yapının içi de dış?gibi sekizgen planlıdır.

 

Dışta, yapının temelinde,koyu gri renkli bazalttan,henüz sökülmemi?bir sıra ta? görülüyor.Kasım Bey Kümbeti’ni yakından hatırlatan bu durum bu kümbette de dış duvarların almaşık düzende inşa edilmi?olabileceğini hatıra getirmektedir.

 

Kümbetin herhangi bir yerinde taşç?markas?süsleme ve kitabe izine rastlanmamaktadır.Mevcut kitabe ve süslemeler,muhtemelen sökülen kesme taşlarla birlikte yok olmuştur.Kümbeti Miladi XVI.yüzyılın sonuna tarihlemek mümkündür.

 

16-“Aldır?ve diğerleri.

 

                          ??Yukarıda sayılan kümbetlerin yan?sıra Eğil ilçe merkezinde şu anda Adliye binas?olarak kullanılan binanın kuzeydoğu ucunda 6 gen bir kümbet daha vardır.Kümbet 1960’l?yıllara kadar ayakta iken şu anda yıkılmıştır.Bu kümbetin de Eğil Beylerinden?Karako?soyadın?taşıyan ailenin?atalarından birine ait olduğu söylenmektedir.

                          ??/span>Yine Eğil ilçe merkezinde Nebi Harun Tepesinin doğusunda “Aldır?ad?ile anılan bölgede eski bir ören yeri izlerini taşıyan yüksekçe bir tepe vardır.Bu tepenin karşısında “Kalakıj”ad?ile anılan mevkide eski bir ören yerinin kalıntılar?vardır.Bu alanda?biri aslan başl?biri de Doğan başl?iki sütunun olduğu Eğil’in yaşlılar?tarafından ifade edilmektedir.Belki de bu stunlar nedeniyledir ki bu?alana?Kıjık(Kürtçede bir çeşit ku? Kalesi anlamında “Kalakıj”denmiştir.Ancak bu alanlarda büyük oranda tahribata uğramıştır.   ?/span>

 

17-Han ve Hamamlar.

 

a)      Şerbetin?Han?u1:p>

 

 

Şerbettin Hanından bir görünüş                                                                   Şerbettin hanının kitabesi

 

                  ?Eğil Diyarbakır Karayolunun kenarında Şerbetin(Kalkan) köyündedir. Köyün kuzeydoğu kenarında yer alan han,ince uzun bir mekan olan ahır kısmından ibarettir.Üzerine sonradan inşa edilen evde halen oturulmaktadır. Ta?kapının yerleştirildiği kuzey cephesinin bir kısm?kesme taşlarla kaplanmıştır. Vaktiyle bütün cepheyi kaplayan kesme taşların bir kısm?zamanla dökülmüştür.Ta?kapının hemen sağında görülen ve dikine düzgün bir hat teşkil eden ekleme yeri dikkat çekicidir.Bu ekleme çizgisinin sağında batıya doğru devam eden duvar,cephenin diğer kesimine nazaran daha eski bir görünüşe sahiptir.Burada ta?sıralar?arasına,kırma taşlarla dolgu maddeleri yerleştirilmiştir.Bu duvar,hanın batısında izleri görülebilen ve ne olduğu anlaşılmayan tonozlu meskenin(Büyük ihtimalle bir?camiinin) parçasıdır.

                  ?Ta?kap? kırık kemerli az derin bir ni?şeklindedir. Bu ni?içinde,basık kemerli giri?aralığının üstünde bej renkli ta?bloklar üzerine kazınmış iki satırlık Osmanlıca bir kitabe vardır.Ta?kapıdan kuzey-güney yönünden uzanan,beşik tonozla örtül?bir mekana girilmektedir.Güney kesiminin bir kısm?göçmüş olan bir mekanın dip duvarında,sonradan kapatılmış bir ışık menfezi görülmektedir.Mekanın doğu tarafında yan yana yedi eyvan inşa edilmiştir.E?genişlikteki bu eyvanların dip duvarlarında,sonradan örülmüş yarım daire profilli ocaklar göze çarpmaktadır.Girişin hemen solunda eyvan hari?diğer alt?eyvanın dip duvarlarına ikişer adat ışık deliği açılmıştır.Bugün örülmüş olan bu ışık delikleri,ocakların iki yanına ve duvarın yukar?kesimine yerleştirilmiştir.

                 Yapının cephe duvar?ta? kapıs?eyvanların başlangıç kemerleri ve eyvanlar?birbirinden ayıran duvarların beşik tonozlu mekana bakan yüzlerinin alt kesimleri kesme taşlarla,diğer kesimleri de kırma taşla inşa edilmiştir.Beşik tonozlu mekanın bat?duvarında,kırma taşlar düzgün sıralar teşkil edecek şekilde yerleştirilmiştir.Tonoz,nispeten küçük ve düzensiz taşlarla örülmüştür.

                   İlk yapının bugün ayakta kalan ahır kısmından ibaret olmadığ?kuzey cephesinde izleri görülebilen duvar kalıntısından anlaşılmaktadır.Cephede,ta?kapının sağında görülen ekleme çizgisi,ahırın bat?duvarının daha eski bir yapıya ait olduğunu,bugün mevcut kısmının daha sonra inşa edildiğini kanıtlamaktadır.Yapının batısında halen kalıntılar?görülebilen mekanın plan?çıkarılmadığ?için ne tip bir yapıdan kalmış olabileceği anlaşılamamaktadır.Bununla birlikte,burada daha önce var olan bir hanın yıkıldığ?bugün ayakta gördüğümüz ahır kısmının,harap olan bu hanın kalıntılarından yararlanılarak sonradan inşa edildiği tahmin edilebilir.

                  ?Yukarıda da sözün? ettiğimiz gibi Şerbetin Han?ta?kapısının nişi içinde giri?aralığın?örten kemerin hemen üstünde,iki satırlık Osmanlıca bir inşa kitabesi mevcuttur.Yapının inşa tarihi kitabenin sol kenarına Arapça olarak yazılmıştır.Bej renkli ta?üzerine kazınmış olan kitabe hayli yıpranmış durumdadır.Eldeki resimler yardım?ile okunabilen kısm?şöyledir:

  ? 1-Sa’det kan?yani Mir Kasım ki oldur Husrev-i İran (?)

..bina etti?Lala…mu’adil

  ? 2-Sürüp enva??zevk ile Safalar gelüp mihmanlar andan siyeh dil.. Nida etti semadan hâtif-i gayb dedi tarihini?u1:p>

Sene tis’a ve sittin ve tis’amiya 969/1561-62

              ?Şerbetin Han?Eğil beylerinden Murat Bey bin İsa Bey tarafından.amcas?Kasım bin Şah Mehmet Bey adına 969 hicri(Miladi 1561-62 yıllarında yılında inşa edilmiştir.Hanın büyük kısm? ayaktadır.

           ?/span>

            b-Biri Siya(Siyah kuyu) Yada “Kuçek?Han?

 

           ?Eğil ilçe? merkezinin takriben?7-8 Km.batısında Diyarbakır’dan kuzey yönüne Erzurum-Trabzon yönüne giden?Kervan yolunun üzerindedir.Yanında?Siyah kuyu ve “Kuçek?ad?ile bilinen iki su kuyusu vardır.Han tamamen yıkılmış vaziyettedir. ?/span>

 

             c- Tekke Hamam?u1:p>

 

              ?Eğil’in?Tekke mahallesinde, Dicle Nehri kenarındaki “İni hasa?ad?ile anılan?su kaynağının 100 metre kadar güneyindedir.Soyunma kısm?ve külhan dışındaki kesimlerin düzeni zorlukla seçilebilmektedir.Çöken kubbe ve tonozlar mekan?tamamen?doldurmuştur.doğu duvar? sağlam kalmıştır.duvar dıştan gözenekli düzgün kesme taşlarla kaplanmıştır.

                  ?Soyunma kısmının bat? duvarına bitişik,neye yaradığ?anlaşılmayan tonozlu bir mekan vardır.Bu tonoz içine açılan bir kapıdan soyunma kısmına girilmektedir.Bir kenar?6 M uzunluğunda kare bir mekan olan soyunma kısm?izlerden anlaşılacağı üzere bir kubbe ila Örtülmüş.Kırma taşlarla inşa edilmi? duvarların her birinde,üçer geni?ni?görülmektedir.Köşelerde,kubbe yuvarlağına geçişi sağlayan tromplar?çerçeveleyen kırık kemerler yontulmu?bazalt taşındandır.

                     Soyunma kısmının kuzey duvarındaki üç nişten ortadakinin içine açılan bir kapıdan ılıklığa geçilmektir. Bu kesimi molozlar doldurduğundan kapının yeri tayin edilememektedir. Köşelerde görülebilen pandantif izlerine bakılırsa ılıklık,birbirinden takviye kemerleri ile ayrılmış üç küçük kubbe ile örtülmüşt?Soyunma kısm?ılıklık ve sıcaklığın oluşturduğu eksen üzerinde yer almadığından, ılıklık ile soyunma kısmının bağlantısın?sağlayan kap? batıdaki 1 numaral?span style='mso-spacerun:yes'>?kubbe altına açılıyor olmalıyd?

                     Sıcaklığın dört eyvanl? bir plana sahip olduğu ana hatlar?ile seçilebilmektedir. Köşelerde küçük halvet hücreleri?ile klasik düzeni tekrar eden plan şemasında dikkat çeken husus,batıdaki eyvanda görülen çıkıntıdır.Hangi amaçla yapıldığ?tahmin edemediğimiz bu çıkıntının izleri halen görülebilmektedir.

                      ?Doğu -bat?span style='mso-spacerun:yes'>?yönl?kırık kemerli bir tonozla örtül?olan külhan hamamın nispeten sağlam kalabilmi?tek kesimidir.Kuzey ve Güney duvarlarında açılan gediklere rağmen tonozu ayakta kalabilmiştir.

                         Yap?çok harap durumdadır.Verdiğimiz plan bir anlamda kroki,bir anlamda da kuramsal bir plandır.Özellikle sıcaklık ve ılıklığın düzeni kesin olarak saptanamamaktadır.

                        ?Bu hamam?da “haçvari tonozlu ve köşe hücreli “tipe dahil hamamlardandır.Boyutlar?mütevazi ölçülerde olmakla birlikte,mekanlar?dağılım? dengelidir.

                        ?Bu hamam da Dicle Baraj Göl?sular?altında kalmıştır.

 

                 d-Deran Hamam?

 

 

                          ??Eğil ilçe merkezinde Eğil Kalesinin güneyinde kale ile Nebi Harun tepesini bir birinden ayıran vadinin içindedir.Dikdörtgen yapıl?kubbeli,Kırmız?tuğladan yapılmış tarihi bir hamamdır.Suyunu “İni cer?Aşağı çeşme yada Ermeni Çeşmesi ad?ile bilinen pınar)adl?span style='mso-spacerun:yes'>? pınardan sağlamaktadır.Eğil Kalesinden bu hamama basamakl?gizli bir geçit ile inilmektedir.Geçit molozlarla dolmu?kullanılamaz vaziyettedir.Hamam 1900’l?yılların başına kadar faal iken sonradan terk edilmiştir.Ne yazık ki bu tarihi hamamda Dicle Baraj?gölünün sular?altında kalmıştır.Baraj suyunun?azalmas?span style='mso-spacerun:yes'>? ile zaman,zaman Sülieti göl yüzeyine çıkmaktadır.

 

                         e-Kale Hamam?u1:p>

 

 

     Hamamın kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığ?bilinmemektedir.Ancak 18.yüzyıla kadar faal olduğu söylenmektedir.Suyunu hamın bulunduğu naktadan en az 2-3 Km. uzaklıkta Sultan Hanım Çeşmesi ve Konak çeşmesinden aldığ?bu iki su kaynağından bu hamama kadar takip edilebilen su kanaletlerinden anlaşılmaktadır.Hamam son yıllara kadar Fikri Altınöz adl?bir Eğilli vatanda? tarafından?mesken(Ev) olarak kullanılmakta iken şu anda terk edilmi?haldedir.Onarım?mümkündür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

18-Kiliseler.

           ?a-Ermeni-Süryani Kilisesi.

 

 

 

 

            Eğil ilçe merkezinde Kalenin Harem kısmının hemen altında takriben?250-300 M2.lik alan üzerine kurulmu?kubbeli ve sütunlu bir yapıdır.Yapının mihrab?üzerindeki kubbe ses akustiği sağlamak üzere özel yapılmış seramik borularla? donatılmıştır.Yapının defineciler tarafından tahrip edilen Süryanice yazılmış kitabesinden yapının M.S.3.yüzyılda yapıldığ? anlaşılmaktadır.Kilisenin kale duvar?tarafında yüksekçe bir noktada?ağz?duvarla örtül?bir mağaranın içinde Hıristiyanlarca kutsal sayılın be?azizin mezar?vardır.Urfa kral?Abgar tarafından öldürülen Diyarbakır’ın III.Epikürs?Aday’ın da burada gömül?be? azizden biri olduğu tahmin edilmektedir.Bu mezarlardan ikisi ne yazık ki defineciler tarafından 2007 yılında açılıp tahrip edilmiştir.Kilise binas?1962 yılında yıktırılıp taşlar?Eğil Gündoğuran(Çapan) mahallesindeki cami binasının yenilenmesinde kullanılmıştır.

?/span>?/span>

                          ??b-Roma Kilisesi.

 

                          ??Bu kilise Eğil Merkez Tekke(Çarıkören) Mahallesinin Haciyan mezrasındadır. Kilise Eğil’in Mirdasi Beyleri tarafından fethinden sonra Eğil Beyi Pir Bedir tarafından medreseye dönüştürülmüştür. Kilisenin Latin Yazıs?ile yazıl?Kitabesinden? bu yerin geçmişte kilise olarak kullanıldığ?anlaşılmaktadır.Basri Konyar’ın Diyarbakır Tarihi adl?eserinde kitabenin bir fotoğraf?vardır.Kitabe halen okunabilir durumdadır.Ne yazık ki bu kilise de Dicle Barajının sular? altında kalmıştır.??/span>

                          ??/span>?/span>

                             ?/span>c-Şahveliyan Kilisesi

 

 

                          ?   Bu kilise Eğil’in 15 Km. güneyindeki Yatır(Şahveliyan) Köyündedir.Kilisenin yanında Eski Şahveliyan köy?harabeleri vardır.Kilisenin duvarlar?ve kubbesi halen ayaktadır.Kitabesi yoktur.Ancak bu köyün eski sakinlerinin Hıristiyan Süryaniler olduğu?çevrece bilinmektedir.

 

19-Su Değirmenleri

 

                          ??/span>a-Büyük Değirmen:

 

                               ?/span>Kilit taşı sistemi ile inşa edilmi?kemerli tarihi ve mimari değeri olan bir yapıyd?Bir mağaradan çıkan bir su kaynağı ile çalışmaktayd?Değirmen? yan yana ayn?binada ayn?anda çalışan iki göz?olarak çalışmaktayd?Bu özelliği itibariyle faal olduğu dönemlerde çevrede adeta bir un fabrikas?görevi görüyordu.Bu nedenle “Büyük değirmen?olarak adlandırılmıştır.Un fabrikalarının henüz yaygınlaşmadığ?dönemlerde,Eğil ilçesi ve köyleri bu değirmenden istifade ettiği gibi,çevre Dicle ilçesinin ,Hani ilçesinin,baz?köyleri ile Diyarbakır’ın baz?merkez köyleri bu değirmenden istifade ediyordu.Bu değirmenin hemen altında ayn?su ile çalışan bir bulgur dingi ve Bulgur öğüten değirmen de vard?Değirmen 1973 yılına kadar faal iken,1973 yılında Keban barajının faaliyete geçip çevreye elektrik enerjisi vermesinden sonra ekonomik olmaktan çıktığ?için kapanmıştır.Bu değirmende bütün o güzel mimarisi ve çalışma sistemi ile birlikte Dicle baraj gölünün sularına gömülmüştür.

 

                     ?b-Tekke(Çarıkören) Değirmeni:

 

?                      Bu değirmende yine yukarıda izah ettiğimiz inşa tekniği ile inşa edilmi?tarihi bir değirmendi.Eğil’in Tekke mahallesindeki Tekkenin(Medresenin)hemen altındaki?su kaynağından(İni Hasa) aldığ? su ile çalışıyordu.Bu tarihi değirmen de 1973 yılında kapanmak zorunda kalmış ve tüm teşkilat?ile beraber?Dicle Barajının sularına gömülmüştür.

 

                          ??/span>c-Bostankasr Değirmeni:

 

                      ?Bu değirmende?ayn?adl?anılan Eğil merkez Bostankasr?mezrasındayd?Bir oyuktan çıkan su kaynağı ile çalışıyordu.Bu değirmen’de Dicle Barajının sular?altında kalmıştır.

? ?/span>

20-Diğer Ziyaretler.

                          ??/span>a-Ayınser

 

                          ??/span>Eğil’in Balım(Matmur) köyünde oldukça yüksek bir sıra kayanın ve bu kayaların altında bulunan tarihi mağaraların,küçük bir su kaynağının bulunduğu alana verilen addır.Bu alandaki mağaraların bir zamanlar İranlılar(yerel tabirle Acemler) tarafından kullanıldığ?ifade edilmektedir.Çevrede bu alanın fethi esnasında kırk Ashabın şehit olduğu yolunda bir inan?vardır.

 

                          ??/span>b-Şerbettin Ziyareti:

 

Eğil’i Diyarbakır’a?bağlayan Karayolunun Kenarında Diyarbakır Ovasının başladığ?noktadadır.Harçsız taşlardan yapılmış eski bir bina ve mezardan ibarettir. Burada yatan şahsın kim olduğu bilinmemektedir.Herhangi bir kitabesi yoktur.Halk arasında ziyaret olarak bilinmektedir.Ancak mezarda yatan şahsın eski bir?Osmanl?Askeri olduğuna dair rivayetler vardır.

 

                          ??c-Lal Ziyareti.

 

                          ??Eski Eğil Akınciyan(Diyarbakır merkez Ekinciler köy? yolu üzerindedir.Meşe ağaçlar?ile kapl?küçük bir tepedir.Tepenin üstünde tarihi bir binanın kalıntılar?vardır.Bu mekanda yatın şahsın kim olduğu bilinmemektedir.Kitabesi yoktur.Halk arasında bu yolu kullanan köt? insanlara gece beyaz uzun elbiseleri ile göründüğ?görünen bu şahsın sağır ve dilsiz (Lal) bir şahıs olduğu,göründüğünde iyi kalpli sağır ve dilsiz insanların dilinin çözüldüğüne dair bir inan?vardır.

                          ??/span>

                               d-Dikfakir Ziyareti.

 

                          ?   Dicle Nehrinin kenarında Eski Eğil-Dicle yolunun karşısında Dicle Pekmezciler(Babkan) köyünün bahçelerinin bulunduğu düzlük bir alandadır.Ziyaretin bulunduğu alanda büyükçe bir su pınar?ve tarihi bir binanın kalıntılar?vardır.Ziyaretin kim olduğu bilinmemektedir.Ziyaretin hasta olan hayvanlar?iyileştirdiğine inanılır.

 

                          ??VI-EĞİL’İN DOĞASI :

 

III. Salmanassar                                                           Salman Kalesinden Dicle Nehrine bakış

 

                            Yukarıda?da belirttiğimiz gibi Eğil ilçe merkezi ve köylerinin?bulunduğu alanın %65 dağlıktır.Eğil’in Deniz seviyesinden yüksekliği 823 Metredir.Dağlık arazi palamut meşesi,melengi?dişbudak,ardıç,Kuşburnu yabani ceviz,yabani badem, sumak,yabani incir,yabani asma gibi bitki örtüs?ile kaplıdır.Eskiden Dicle Nehrinin,şimdi Dicle baraj gölünün doldurduğu kanyon Eğil’in en kayda değer doğal güzelliklerinin bulunduğu bir mekandır.Kanyon bir “Y”harfi şeklindedir.Maden’den gelen Dicle ırmağı “Y”harfinin bir kolunu,Akda?Bırkleyn’den gelen Dicle Irmağı “Y?harfinin diğer kolunu teşkil etmektedir.Dicle Barajının seti bu “Y”harfinin orta yerine isabet etmektedir.Eğil Feribot iskelesinden kalkan teknelerle günübirlik bir taraftan Kralkız?barajına kadar diğer taraftan Dicle-Hani Karayolu köprüsüne,köprünün kuzeyinde?Akda?eteklerine kadar gidip gelmek mümkün.Bu kısa tur esnasında kanyonun sağl?solu?yamaçlarında? Güneydoğuda pek de alışık olmadığımız bir manzaray?yeşil bir bitki örtüsün?meşe ormanın?span style='mso-spacerun:yes'>?görmek mümkün.Keza kanyondaki dik kayalıklar özellikle Dağcılık sporu ile uğraşanlara eşsiz fırsatlar sunmaktadır.Tırmanma ve yürüyüşler yapmaya everişli imkanlar sunmaktadır.Yine baraj göl?özellikle su sporlar?ile uğraşanlar için bulunmaz bakir bir alandır.Bu alanda yüzme,her türl?su sporu yapma,yarışmalar düzenlemeye müsaittir.Özellikle yeterince tanıtılmadığ?için inan?turizmi bakımından da yeterli ilgi görmemektedir.

                    ?Bütün bu doğal ve tarihi güzelliklere rağmen ne yazık ki Eğil’de turizm yeterince gelişmemiştir. Yeterli barınma ve dinlenme tesisleri yoktur.Turizm yatırımlar?yapılmamıştır.Yeterince tanınmamıştır. Bakir bir yerdir.

 

Eğil Doğasından Görüntüler

 

 

Dicle Vadisinde Bir Sonbaharda Renk Ahengi

 

 

Kar Mevkiinden Bir Şelale

 

 

Deran Mevkiinde su altında kalmaktan kurtulan birka? mağaradan bir görünt?

 

 

Baraj?gölünde?balıklar.

 

 

Konak köyündeki?tarih öncesi dönemden kalma bir mağaranın i? görüntüs?u1:p>

 

 

Kalenin gizli geçitlerinden bir görünt?

 

 

Eğil’de?doğa yürüyüş?yapmaya elverişli?mekanlardan biri

 

 

Eğil’de?Kara Veyvek(Gelin taşı) peribacasından bir görünt?

 

 

Eğil’de Bayku?Kalesinden bir?görünt?

 

 

Peribacalar?

 

 

Kar; Bir mesire alan?

 

 

Dicle vadisinden bir görünt?

 

 

Dağcılık?sporu ve tırmanmaya elverişli alanlardan bir? görünt?

 

 

Dağcılık?sporu ve tırmanmaya elverişli alanlardan bir? görünt?

 



[1] Eğil’in bu iki ismini tarihi yazıl?kaynaklarda bulamadık. Ancak Eğil’in bu iki isminin tarihte kullanıldığ?Eğilli yaşlılar tarafından ifade edilmiştir.

[2] Bkz. Şevket Beysanoğlu “Diyarbakır Tarihi?/p>

[3] Bugünk?Batman İli Kozluk İlçesi

[4] Bugünk?Diyarbakır İli Hazro İlçesi

[5] Süleyman Peygamber tarafından inşa edildiğine inanılan tapınak

[6] öldürülen bu aday İsa Peygamberin Şagirti Aday ile karıştırılmamalıdır. Bu sonraki yüzyıllarda yaşamış ayn?adl?başka bir kişidir

[7] Konsile katılan Eğilli Adey, 1. yüzyılın ortalarında bu bölgeye gelen ve İsa Peygamber’in şakirtlerinden olan Adey(Aday)’le karıştırılmamalıdır.

[8] Eğilli Yuhanna’nın bilinen en önemli yapıt? Yunanca yazılan ve 3 cilt halinde olan Kilise Tarihi adl?eserdir. Kilise Tarihi’nin her cildi 6 bölümdür. 1. ve 2. ciltler, Roma Kayseri Yulyus’tan, 571 tarihine kadar olan olaylar?anlatır. Son cilt, 571-585 yıllarına ait olup 418 sayfadır. Bu eserin 1. cildi kaybolmu? son iki cildinin de 7. asırda yazılan yazmalar?bulunmuştur. Bunlar,?Londra’da British Museum’da, 14.640 numaral? eser olarak muhafaza edilmektedir. İsa Peygamber’in dininin, Doğu ve Batı’ya yayılış? vukuf ve sadakatle anlatılmış olduğundan, bu eser Hıristiyan dünyasında önemli bir yere sahiptir. 3. cilt, günümüze kadar ulaşmış, ancak, baz?bölümleri kaybolmuştur. Yuhanna’nın, Kilise Tarihi adl?eserinin ilk iki cildini Eğil’de?3. cildini, Halkedonya Hapishanesi’nde yazdığ?ifade edilmektedir.. Bu eser, birçok dile çevrilmiştir.

Eğilli Yuhanna’nın, Kilise Tarihi adl?eseri, 1853 yılında Kürtem tarafından yayınlanmıştır. 1860’da, Smith tarafından İngilizce’ye, 1862’de Şunfelder ve Broqos tarafından Almanca’ya ve daha sonra da Latince’ye tercüme edilmiştir.

İki ciltlik “Evliya ve Azizlerin Menakıbı” ise, 58 bölüm ve 619 sayfadan oluşmaktadır. Her bölümde, bir aziz veya evliyanın hayat?anlatılır. Bunlardan; 1,2,3,13,14,15,32,33,34 ve 35. bölümlerde Amid (Diyarbakır) ve çevresindeki aziz ve evliyalar anlatılmıştır. Bu eserin, 566-568’lerde yazıldığ?tahmin edilmektedir. Bunun yanında, Mü’minlere Dair Risaleler ve Din ulularına ?/span>Cevaplar gibi eserleri de bulunmaktadır . Azizlerin Özyaşam Öyküleri Tarihi, İmparatorların Ortodokslara Karşı Gerçekleştirdikleri İttihatlar gibi eserleri de mevcuttur . Bunun dışında, 537’de yazılan Muhtasar Kiliseler Tarihi de önemli eserleri arasında yer almaktadır.

 

[9] Bkz. Mar Yeşua’nın “Urfa İle Amid ve Bütün Mezopotamya’daki Felaket Çağına Dair Risalesi?/p>

kamagra gel kamagra 100 cialis generico precio viagra kamagra gel levitra generico cialis sin receta viagra generico viagra pfizer comprar lovegra viagra o cialis viagra precio cialis precio kamagra gel